41 Yılını Ormanlara Adayan Ertuğrul Demiral: 'Ağaçların Dili Olsaydı'
1986 yılında orman muhafaza memuru olarak göreve başlayan Ertuğrul Demiral, 41 yıllık meslek hayatını geride bırakıyor. Yangınlardan kaçakçılığa kadar birçok zorlu mücadeleye tanıklık eden Demiral, 1 Ekim'de emekliye ayrılmaya hazırlanıyor. Orman sevgisiyle dolu bu anlamlı öykü, fedakarlık ve doğa tutkusunu gözler önüne seriyor.
Bir insanın ömrünün neredeyse yarısını adadığı, uğruna gecesini gündüzüne kattığı, zorluklarla dolu bir meslek düşünün. İşte Ertuğrul Demiral, tam 41 yıl boyunca Türkiye'nin ormanlarını korumak için ter döken bir isim. 1986 yılında başladığı orman muhafaza memurluğunda sayısız yangına müdahale etti, kaçak ağaç kesimlerinin önüne geçti ve yüz binlerce fidanın toprakla buluşmasına tanıklık etti. Şimdi ise 1 Ekim'de emekliliğine sayılı günler kala mesleki anılarını ve ormanların geleceğine dair endişelerini anlattı[1].
Demiral'ın hikayesi aslında sadece bir bireyin değil, ülkemizdeki 45 milyon hektara yaklaşan orman varlığının korunmasında emeği geçen binlerce orman kahramanının da hikayesi. Her yıl artan orman yangınları, iklim değişikliğinin etkileri ve insan kaynaklı tahribatlar göz önüne alındığında, orman muhafaza memurlarının önemi her geçen gün daha da artıyor. Bu yazıda, Ertuğrul Demiral'ın anıları eşliğinde orman korumacılığının zorluklarını, Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelesini ve bu kutsal mesleğin geleceğini masaya yatırıyoruz.
41 Yıllık Meslek Hayatı: 1986'dan Bugüne
Ertuğrul Demiral, mesleğe ilk adımını attığı günü dün gibi hatırlıyor. 1986 yılında, henüz 20'li yaşlarında bir gençken orman muhafaza memuru olarak göreve başladığını belirten Demiral, “İlk görev yerim Manavgat'tı. O günlerde her şey çok farklıydı; teknoloji yoktu, didişerek öğrendik” diyor. İlk yıllarında orman sınırlarını karış karış gezerek, ağaçların türlerini, hastalıklarını, kaçakçıların izlerini tespit etmeyi öğrendi. Bu süreçte orman muhafaza memurluğunun yalnızca bir güvenlik işi değil, aynı zamanda bir doğa bilimi olduğunu kavradığını ifade ediyor.
Mesleğinin ilk yıllarında orman kadastro çalışmalarına katıldığını, 1990'larda ise yangın söndürme ekiplerinin oluşumunda aktif rol aldığını belirten Demiral, “Yıllar içinde yangınlarla mücadele yöntemleri çok değişti. Eskiden sadece su ve tazyikli aletler vardı; şimdi uçaklar, helikopterler, termal kameralar kullanılıyor” dedi. 41 yıllık meslek hayatı boyunca onlarca büyük yangına müdahale eden Demiral, özellikle 1994 yılında Antalya'nın Manavgat ilçesinde çıkan ve günlerce süren yangının hafızasına kazındığını anlattı.
Orman Muhafaza Memurluğu: Görev ve Sorumluluklar
Orman muhafaza memurları, ormanların korunması, işletilmesi, kaçakçılığın önlenmesi, yangınlara ilk müdahale gibi çok geniş bir yelpazede görev yapar. Demiral, görev tanımının sandığından çok daha kapsamlı olduğunun altını çizerek, “Biz sadece bekçi değiliz; aynı zamanda orman mühendisleriyle koordineli çalışan birer saha uzmanıyız. Ağaç hastalıklarını tespit eder, kaçak avlanmanın önüne geçer, vatandaşları bilinçlendiririz” diye konuştu. Ayrıca, orman köylüleriyle kurdukları diyalog sayesinde olası yangın risklerini önceden haber aldıklarını vurguladı.
Türkiye'de yaklaşık 25 bin orman muhafaza memuru görev yapıyor. Bu sayı, devasa orman alanları düşünüldüğünde yetersiz kalabiliyor. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'nin orman varlığı son 20 yılda 2,3 milyon hektar artış gösterdi, ancak yangın riski de her yıl katlanarak büyüyor[2]. Demiral, bu noktada sahadaki insan gücünün kritik önemine dikkat çekiyor.
Yangınlarla Mücadele: Zorlu Bir Mücadele
Ertuğrul Demiral'ın kariyerindeki en unutulmaz deneyimler, hiç şüphesiz orman yangınlarıyla mücadele yılları. Alevlerin yükseldiği, rüzgarın yön değiştirdiği, havanın nefes almayı zorlaştırdığı anlarda gösterdikleri fedakarlık, çoğu zaman saatlerce uyumadan sürdürülen çabaları içeriyor. Demiral, “Bir yangın anında üzerimize düşen görev, önce ekipleri doğru yönlendirmek ve erken müdahale etmektir. İlk yarım saat çok kritiktir; bu sürede yangın büyürse kontrolü çok zorlaşır” şeklinde konuşuyor. Ayrıca, teknolojik gelişmelerin yangın söndürme çalışmalarını kolaylaştırdığını ancak riskin hala çok yüksek olduğunu ekliyor.
Son yıllarda iklim değişikliğinin de etkisiyle orman yangınları hem sıklığı hem de şiddeti arttı. 2021 yılında Türkiye genelinde 2.793 orman yangını çıktı ve 139.503 hektar alan kül oldu[3]. Bu rakamlar, yangınlarla mücadelenin ne kadar hayati olduğunu gözler önüne seriyor. Demiral, “Eskiden yangınlar mevsimseldi, şimdi yılın her ayı yangın riski var. Küresel ısınma hepimizi etkiliyor. Bu nedenle vatandaşların duyarlılığı çok önemli” ifadelerini kullanıyor.
Ertuğrul Demiral'ın Anıları ve Mesajları
Emeklilik yaklaşırken Demiral'ın en büyük anıları arasında, yangından yeni kurtarılmış bir fidanın yeşermesi, kaçakçıların yakalanması ve orman köylülerinin teşekkürleri yer alıyor. “Bir ağacın büyüdüğünü görmek, insanın içini huzurla dolduruyor. Yıllarca bu huzuru yaşadım” diyen Demiral, genç meslektaşlarına da tavsiyelerde bulunuyor: “Bu meslek, sabır ve özveri ister. Paranın ötesinde bir değeri var. Ormanlar bizim geleceğimiz, onları korumak her vatandaşın görevi.”
Demiral ayrıca, emeklilik sonrasında da boş durmayacağını, bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak orman gönüllülerine eğitim vereceğini dile getiriyor. Ona göre, orman sevgisi emeklilikle bitmez; aksine daha da artarak devam eder. Bu duruşu, onun yalnızca bir memur değil, gerçek bir doğa savunucusu olduğunu gösteriyor.
Türkiye'de Orman Varlığı ve Koruma Politikaları
Ertuğrul Demiral'ın mesleki yaşamı, Türkiye'nin orman politikalarındaki dönüşümü de yansıtıyor. 1980'lerde orman köylülerinin geçim kaynağı olarak görülen ormanlar, günümüzde karbon tutma, biyolojik çeşitlilik ve rekreasyon gibi ekosistem hizmetleriyle çok daha geniş bir perspektiften ele alınıyor. Orman Genel Müdürlüğü'nün son verilerine göre Türkiye, orman varlığı bakımından Avrupa'da ilk sıralarda yer alıyor[4]. Ancak bu zenginliğin korunması, akıllı ve sürdürülebilir politikaları zorunlu kılıyor.
Son yıllarda orman yangınlarına havadan müdahale için İHA kullanımı, erken uyarı sistemleri ve otomatik meteoroloji istasyonları yaygınlaştırıldı. Demiral, teknolojinin kendilerine büyük destek sağladığını belirterek, “Artık yangın çıkmadan önce görebiliyoruz. Bu sayede küçük bir kıvılcımı dev bir yangına dönüşmeden söndürebiliyoruz” dedi. Ancak yine de saha deneyimine sahip insan gücünün önemi her zaman ön planda.
Gelecek Nesillere Aktarılması Gereken Bir Miras
Demiral'ın 41 yıllık meslek hayatı, aslında bir kuşağın ormanlarla kurduğu bağın sembolü. Onun gibi binlerce orman muhafaza memurunun emekleri sayesinde Türkiye'nin dört bir yanında milyonlarca ağaç büyüdü, daha fazla yeşil alan oluştu. Gelecekte ormanların korunması için genç nesillere de büyük görevler düşüyor. Ertuğrul Demiral'ın mesajı net: “Ormanları korumak için mutlaka üniforma giymek gerekmiyor. Herkes yöresel orman derneklerine katılabilir, ağaç dikebilir, yangın riskine karşı yetkilileri uyarabilir.”
Bu bağlamda, eğitim kurumlarında orman sevgisinin aşılanması, sivil toplum kuruluşlarının projeleri ve medyanın bilinçlendirme çalışmaları büyük önem taşıyor. Orman Haftası gibi etkinlikler bu bilincin yayılmasına katkı sağlıyor. Demiral, özellikle çocuklara orman sevgisini aşılamak için ailelerin ve öğretmenlerin rolünü vurguluyor.
Emeklilik Hazırlıkları ve Gelecek Projeksiyonu
Ertuğrul Demiral, 1 Ekim 2026'da emekli olacak. Emeklilikle birlikte daha sakin bir yaşam planladığını ancak ormandan tam kopamayacağını söylüyor. “Bir arkadaşım dedi ki 'sen emekli olsan da ormancı kalacaksın.' Galiba öyle olacak” diyerek gülümsüyor. Emeklilik döneminde doğa yürüyüşleri yapmayı, orman köylerini ziyaret etmeyi ve gençlerle deneyimlerini paylaşmayı arzuluyor.
Diğer yandan, orman muhafaza memurlarının çalışma koşulları ve özlük hakları uzun süredir tartışılıyor. Demiral, meslektaşlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, “Çoğu arkadaşım gece gündüz sahadadır; izinleri iptal olur, kamuoyu tarafından çok fazla bilinmeyiz. Ama biz yine de işimizi severek yapıyoruz” ifadelerini kullanıyor. Yetkililerin, orman korumacılığının önemini anlayarak bu meslek grubunun haklarını iyileştirmesi gerektiğini savunuyor.
Sonuç: Orman Sevgisi ve İnsan Faktörü
Ertuğrul Demiral'ın hikayesi, sadece bir meslek hayatının özeti değil; aynı zamanda doğaya ve yaşama tutkusunun bir anlatısı. 41 yıl boyunca ormanlar için yanıp tutuşan bu yürek, emekli olsa da örnek olmaya devam edecek. Onun deyimiyle, “Ormanlar bizim nefesimizdir. Onları korumak, kendi geleceğimizi korumaktır.”
Sonuç olarak, orman muhafaza memurlarının fedakarlıkları sayesinde Türkiye'nin doğal zenginlikleri geleceğe taşınabiliyor. Her bir ağaç dikildiğinde, her bir yangın erken söndürüldüğünde, Ertuğrul Demiral gibi emekçilerin izleri var. Umarız ki yeni nesiller, bu mirası aynı sevgi ve özveriyle sahiplenir. Biz de bu vesileyle 41 yıllık emeği için Ertuğrul Demiral'a ve tüm orman kahramanlarına teşekkür ederiz.