Batı Şeria'da Kabus: İsrail Ordusu Bu Kez Hangi Bölgelere Baskın Düzenledi?
İşgalci İsrail ordusu, Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerine eşzamanlı baskın düzenledi. Gözaltılar ve çatışmalar yaşanırken, bölgedeki tansiyon tehlikeli bir şekilde yükseliyor. Filistinli yetkililer, uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu.
Batı Şeria'da bu sabah güne şiddetli baskınlarla uyanıldı. Filistinli yetkililer ve görgü tanıkları, İsrail ordusunun birçok kent ve kasabada eşzamanlı operasyon başlattığını aktardı. Şu ana kadar ölü ya da yaralı sayısına ilişkin net bir bilgi bulunmazken, gözaltıların yaşandığı bildiriliyor. İsrail'in bu hamlesi, bölgede zaten gergin olan atmosferi iyice tırmandırdı.
Filistin İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, operasyonların sabaha karşı geniş çaplı olarak başladığı ve özellikle kuzey bölgelerde yoğunlaştığı belirtildi. Görgü tanıkları, belirli noktalarda İsrail askerlerinin evlere zorla girdiğini, gençleri gözaltına aldığını ve çatışmaların yaşandığını ifade etti. Şu an için resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, Batı Şeria'nın birçok şehri adeta kuşatma altında.
Baskının Perde Arkası: İsrail Ordusu Neden Şimdi?
İsrail'in Batı Şeria'ya yönelik bu tür baskınları son yıllarda artış gösteriyor. Uzmanlar, bu kez operasyonun zamanlamasının dikkat çekici olduğunu vurguluyor. Özellikle son haftalarda Kudüs'teki gerginliğin tırmanması ve Gazze'deki ateşkes görüşmelerinin çıkmaza girmesi, Batı Şeria'da yeni bir cephe açılmasına neden olabilir. Filistinli analistlere göre, İsrail hükümeti iç siyasetteki baskıları bastırmak ve sağcı tabanına mesaj vermek için sık sık bu tür operasyonlara başvuruyor.
Uluslararası kriz masalarında ise bu operasyonların barış sürecini tamamen bitirebileceği konuşuluyor. Birleşmiş Milletler'in eski Filistin Özel Koordinatörü Nikolay Mladenov, geçtiğimiz aylarda yaptığı bir değerlendirmede, 'Batı Şeria'nın işgali altında yaşanan her gün, iki devletli çözüme olan inancı erozyona uğratıyor' demişti. Bugün yaşananlar, bu uyarıların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Baskınların Yapıldığı Bölgeler
Filistinli kaynaklardan alınan bilgilere göre operasyonların öncelikli hedefi, Cenin, Nablus, Tulkarim ve El-Halil gibi Batı Şeria'nın kuzey ve güneyindeki kentler. Özellikle Cenin mülteci kampı, son yıllarda İsrail ordusunun sık sık bastığı yerlerin başında geliyor. Kamp sakinleri, dün geceden bu yana yoğun bir askeri varlık altında olduklarını ve elektriklerin kesildiğini belirtiyor. Benzer şekilde, Nablus'un eski şehir bölgesinde yaşanan çatışmalarda bazı Filistinlilerin yaralandığı öne sürülüyor.
Baskınların kapsamını gösteren bir diğer detay ise, İsrail ordusunun sosyal medyada paylaştığı haritalar. Paylaşımlarda, Batı Şeria'nın yaklaşık %20'sinin kapalı askeri bölge ilan edildiği görülüyor. Bu durum, Filistinlilerin günlük yaşamını ciddi şekilde etkilerken, sağlık hizmetlerine erişim konusunda da büyük engeller yaratıyor. Sivil savunma ekipleri, bazı köy yollarının ağır araçlarla kapatıldığını ve ambulansların geçişine bile izin verilmediğini rapor ediyor.
Gözaltılar ve Yaşanan Çatışmalar
Şu ana kadar kaç kişinin gözaltına alındığı konusunda net bir rakam verilmiş değil. Ancak Filistinli eski tutuklu ve aktivistler, bu tür operasyonların genellikle yüzlerce kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandığını ifade ediyor. Çoğu zaman gözaltına alınanların kimlikleri ve ifadeleri hakkında hiçbir bilgi verilmiyor. İsrail ordusu ise operasyonların 'terörle mücadele' kapsamında olduğunu ve silah depolarının imha edildiğini savunuyor.
Görgü tanıklarının aktardığına göre, bazı bölgelerde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Özellikle genç Filistinlilerin güvenlik güçlerine molotof ve taşlarla karşılık vermeye çalıştığı belirtiliyor. İsrail askerlerinin gerçek mermi kullandığı yönünde görüntüler sosyal medyada yayılırken, uluslararası insan hakları örgütleri bu tür müdahalelerin orantısız güç kullanımı anlamına geldiğini vurguluyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Batı Şeria'daki baskınlar, uluslararası kamuoyundan geniş tepki topladı. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve insan hakları örgütleri yaptıkları açıklamalarda İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2024 yılında Batı Şeria'da 1000'den fazla baskın düzenlendiğini ve bu baskınlarda 3 binden fazla Filistinlinin gözaltına alındığını raporlamıştı. Bugünkü operasyonların, bu sayıları daha da yükseltebileceği belirtiliyor.
İsrail hükümeti ise bu eleştirilere sert yanıt veriyor. Başbakanlık makamından yapılan açıklamada, operasyonların uluslararası hukuka uygun olduğu ve 'Yahudi yerleşimcilerin güvenliğini sağlamayı hedeflediği' ifade edildi. Ancak bağımsız hukukçular, İsrail'in işgalci güç olarak sadece sivil halkı korumakla yükümlü olduğunu, bu tür baskınların ise toplu cezalandırma anlamına geldiğini savunuyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024 yılındaki danışma görüşü, işgalin hukuk dışı olduğunu net bir şekilde ilan etmişti.
Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları Örgütleri
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin sözcüsü, acil bir basın toplantısı düzenleyerek taraflara itidal çağrısında bulundu. Sözcü, 'Sivil halkın korunması her şeyden önce gelmeli. Bu baskınlar, barış sürecine onarılmaz zararlar veriyor' ifadesini kullandı. Öte yandan Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, bölgedeki temsilcileri aracılığıyla bağımsız bir soruşturma başlatılmasını istedi. Örgütler, baskınlar sırasında sivillerin hedef alınmasının savaş suçu teşkil edebileceğine dikkat çekti.
Orta Doğu'da yayın yapan bazı kanallar ise olayları canlı olarak aktarırken, Arap Birliği'nin Filistin dosyasını görüşmek üzere olağanüstü toplanacağı haberini geçti. Mısır ve Ürdün, İsrail'e yönelik sert kınamalarda bulunurken, Suudi Arabistan da ortak bir açıklama yaparak operasyonları 'kabul edilemez' olarak niteledi.
Türkiye'nin Pozisyonu
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'ya yönelik bu yeni saldırıları karşısında açık bir tutum sergiliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yapılan ilk yazılı açıklamada, 'Filistin halkının meşru haklarının yanındayız' denildi ve İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayarak uyguladığı bu baskı politikalarının sonuçlarının ağır olacağı belirtildi. Dışişleri Bakanlığı da benzer bir açıklama ile Filistinli yetkililere taziyelerini iletti ve Türkiye'nin Filistin davasına desteğinin süreceğini yeniledi.
Geçmişte Türkiye, İsrail ile diplomatik ilişkilerini önemli ölçüde askıya almıştı. Ancak son dönemde normalleşme sinyalleri verilmişti. Bu operasyonların, normalleşme sürecini olumsuz etkilemesi bekleniyor. Ankara'dan gelen sinyaller, İsrail'in bu tutumunun kabul edilemeyeceği ve gerekirse uluslararası platformlarda daha sert adımlar atılabileceği yönünde.
Batı Şeria'da Sükunet Yok: Uzun Vadeli Senaryolar
Bugünkü baskınlar, aslında uzun süredir devam eden bir işgal politikasının yalnızca en son halkası. 1967'den bu yana süren İsrail işgali, uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen giderek derinleşiyor. İsrail'in Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim birimlerini sürekli genişletmesi, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltırken, askeri baskınlar da bu işgalin görünür silahı haline gelmiş durumda. Uzmanlar, mevcut gidişatın iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getirdiğini söylüyor.
Bir diğer kritik boyut ise, işgalin giderek daha fazla şiddet kullanımıyla sürdürülmesi. İsrail ordusunun teknolojik üstünlüğü sayesinde bazı baskınlar büyük bir hassasiyetle planlanıyor; ancak bu hassasiyet, sivillerin yaşamını kolaylaştırmıyor. Aksine, gözetleme kuleleri, duvarlar ve askeri geçiş noktalarıyla tahkim edilmiş bir ortamda Filistinliler, her an evlerinin basılacağı korkusuyla yaşıyor.
İşgal Politikalarının Dönüşümü
İsrail'in güvenlik endişeleri, özellikle son yıllarda yaşanan bazı saldırıların ardından daha agresif bir hal aldı. Ancak pek çok uluslararası gözlemci, İsrail'in asıl amacının Batı Şeria'yı kontrol etmek olduğunu ve güvenliği bahane olarak kullandığını iddia ediyor. Bu bağlamda, İsrail ordusunun Batı Şeria'yı parçalayan kontrol noktalarını artırması ve Filistin şehirleri arasındaki seyrüseferi kısıtlaması, işgalin görünmeyen yüzü olarak değerlendiriliyor. Bugünkü baskınlar, bu kontrol mekanizmasının en somut örneğini oluşturuyor.
İsrail'de kurulan yeni koalisyon hükümetinin aşırı sağcı kanadı, Batı Şeria'nın ilhak edilmesini açıkça savunuyor. Bu çevreler, baskınların daha da yoğunlaşmasından yana. Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in, bugünkü operasyonlarla ilgili olarak 'İsrail Devleti'nin egemenliğini her karış toprakta göstermek zorundayız' dediği aktarıldı. Bu söylem, önümüzdeki dönemde Batı Şeria'da daha fazla çatışma yaşanabileceğinin habercisi olarak yorumlanıyor.
Filistinlilerin Direnci ve Uluslararası Destek
Filistinliler ise yıllardır süren işgale karşı direnişlerini sürdürüyor. Bugünkü baskınların ardından Batı Şeria'nın birçok şehrinde genel grev ilan eden Filistinli gruplar, uluslararası topluma 'yeter artık' mesajı verdi. Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, acil bir kabine toplantısı yaparak İsrail'in bu saldırılarının bir soykırım girişimi olduğunu söyledi. Abbas, 'Batı Şeria'da da Gazze'deki gibi bir katliamın yaşanmasına izin vermeyeceğiz' dedi.
Uluslararası destek ise sözde kalıyor. ABD yönetimi, İsrail'i açıkça savunurken, bazı Avrupa ülkeleri ise 'orantılılık' vurgusu yaparak çifte standart sergiliyor. Bu durum, Filistin halkının adalet beklentisini her geçen gün zayıflatıyor. Bugün yaşananlar, uluslararası toplumun Filistin davasına yaklaşımındaki bu tutarsızlığın bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sonuç olarak, Batı Şeria'da bugün yaşanan baskınlar, bölgedeki barış umutlarını bir kez daha kararttı. İsrail'in saldırgan politikaları ve uluslararası toplumun etkisiz tepkileri, çatışmanın daha da derinleşeceğine işaret ediyor. Filistinlilerin gözü, uluslararası topluma çevrilmiş durumda; ancak adaletin tecellisi için yıllardır beklediler. Bu bekleyiş, daha ne kadar sürecek?