Bingöl X Haber

Kadın & Aile

Engelleri Aşan Sporcu: 25 Yaşında Başladı, 4 Branşta Madalya Kazandı!

Ankara'da yaşayan spina bifida hastası Şerife Tümer Şencan, 25 yaşında başladığı sporla hayatını değiştirdi. 11 yılda okçuluk, atıcılık, tekerlekli sandalye tenisi ve para karate branşlarında madalyalar kazanan Şencan, 3 aylık hamile olmasına rağmen antrenmanlarına devam ediyor.

Serdar KAAN • 15 Ağustos 2026, 03:57 • 8 dk okuma

Hayatını tekerlekli sandalyede geçiren, doğuştan spina bifida (ayrık omurga) hastası Şerife Tümer Şencan, 25 yaşında başladığı sporla yalnızca kendi hayatını değil, çevresindeki birçok insanın hayatını da değiştirdi. Ankara'da yaşayan Şencan, tam 11 yıldır aralıksız sürdürdüğü spor kariyerinde okçuluk, atıcılık, tekerlekli sandalye tenisi ve para karate branşlarında Türkiye'yi başarıyla temsil etti. Şu sıralar 3 aylık hamile olmasına rağmen antrenmanlarına devam eden Şencan, azmin ve kararlılığın engel tanımadığını kanıtlıyor. Onun hikayesi, engelli bireylerin sporla hayata tutunabileceğinin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Peki, 25 yaşında başladığı spor onun hayatında nasıl bir dönüm noktası oldu? Türkiye'de para spor alanında adından sıkça söz ettiren Şencan, dört farklı branşta gösterdiği üstün performansla yalnızca madalya kazanmakla kalmadı, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artmasına da katkı sağladı. İşte para sporcunun ilham veren mücadelesi ve engelli bireyler için sporun önemi.

11 Yılda Dört Branşta Zirveye Uzanan Mücadele

Şerife Tümer Şencan, spora başlamadan önce günlük yaşamda pek çok zorlukla karşılaşan bir bireydi. Ancak spora yöneldikten sonra özgüveni arttı, fiziksel kapasitesini geliştirdi ve birçok alanda başarı elde etti. İlk olarak 25 yaşında okçulukla tanışan Şencan, burada gösterdiği performansla dikkat çekti. Ardından farklı branşlara yönelerek kendini geliştirdi. Onu bu kadar özel kılan şey, dört farklı branşta birden madalya kazanabilmesi ve hiçbir zaman pes etmemesi. TRT Haber'in aktardığına göre, Şencan'ın 11 yıllık spor geçmişi, 4 farklı branşta kazandığı madalyalarla dolu bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçti[1].

Okçuluk: İlk ve En Büyük Adım

Para okçuluk kategorisinde mücadele eden Şencan, 25 yaşında başladığı bu branşta kısa sürede büyük ilerleme kaydetti. Tekerlekli sandalyesiyle yayı çekip hedefe ok göndermek, onun için yalnızca bir spor değil, aynı zamanda konsantrasyon ve sabır eğitimi oldu. Okçuluk sayesinde, fiziksel engelin hedefe ulaşmaya mani olamayacağını öğrendi. Bu branşta katıldığı ulusal müsabakalarda birçok madalya kazanan Şencan, spor kariyerinin temelini burada attı. Ona göre okçuluk, hayata bakış açısını değiştiren bir dönüm noktası oldu. Hedefi on ikiden vurmanın mutluluğu, tüm engellerin aslında zihinde başladığını gösterdi.

Atıcılık: Hedefe Kilitlenen İrade

Atıcılık branşı, Şencan'ın okçuluktan sonra denediği ve başarılı olduğu ikinci alan oldu. Para atıcılıkta tabanca ve tüfek kategorilerinde yarışan sporcu, hassas nişan alma yeteneği ve sakinliğiyle dikkat çekti. Atıcılık, onun için bir nevi mental antrenman niteliği taşıdı. Tehlikeli ve zorlu bir spor dalı olmasına rağmen, kurallara tam uyum ve disiplinle çalışan Şencan, kısa sürede bu branşta da dereceler elde etti. Özellikle atıcılıktaki başarısı, onun odaklanma gücünün ve soğukkanlılığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Sporcu, bu deneyimin kendisine sadece sahada değil, hayatın diğer alanlarında da büyük avantaj sağladığını belirtiyor.

Tekerlekli Sandalye Tenisi: Sahada Azmin Yansıması

Okçuluk ve atıcılığın ardından tekerlekli sandalye tenisi ile tanışan Şencan, bu sporun dinamik yapısından büyük keyif aldı. Tenis, ona hız ve çeviklik kazandırdı. Maçlarda rakipleriyle kıyasıya mücadele eden para sporcu, fiziksel limitlerini zorlayarak sahanın her köşesine yetişmeye çalıştı. Bu deneyim, onun mücadeleci ruhunu daha da güçlendirdi. Tekerlekli sandalye tenisi turnuvalarında da önemli başarılara imza atan Şencan, bu branşta ulusal düzeyde dereceler topladı. Onun oyun sırasındaki hızı ve koordinasyonu, izleyenlere engelli bireylerin neler yapabileceğini gösteren net bir örnek sunuyor.

Para Karate: Yeni Bir Dönemin Başlangıcı

Son olarak para karateye yönelen Şencan, dövüş sanatlarının öz disiplin ve kontrol gerektiren yapısından büyük ilham aldı. Karate, hem bedensel hem zihinsel gücün birleştiği bir branş olarak onun için yeni bir meydan okuma oldu. Türkiye'de para karate yeni yeni gelişen bir alan olmasına rağmen Şencan, bu branşta da ülkesini temsil etme başarısı gösterdi. Kısa sürede madalya alabilecek seviyeye yükselen Şencan, azmin her alanda başarı getirdiğini kanıtlıyor. Kariyeri boyunca Türkiye Milli Paralimpik Komitesi çatısı altında birçok uluslararası organizasyonda yer alan sporcu, para karate kategorisinde önemli bir yol kat etti.

Spina Bifida ve Sporun Gücü

Spina bifida, embriyo gelişimi sırasında omurganın tam kapanmaması sonucu oluşan ve nöral tüp defekti olarak bilinen doğumsal bir hastalıktır. Dünya genelinde her yıl çok sayıda bebek bu hastalıkla dünyaya gelmektedir. ABD Ulusal Nörolojik Bozukluklar ve İnme Enstitüsü'ne (NINDS) göre, spina bifida omurganın kapanmaması sonucu oluşan ve doğumdan itibaren hareket, his veya diğer vücut fonksiyonlarında eksikliklere yol açabilen bir nöral tüp defektidir[2]. Özellikle folik asit eksikliği, hastalığın görülme sıklığını artıran faktörler arasında yer alır. Uzmanlar, engelli bireylerin spor yapmasının kas gelişimini desteklediğini, solunum ve dolaşım sistemini güçlendirdiğini, psikolojik olarak da özgüveni artırdığını belirtiyor.

Şencan'ın hikayesi, bu tür engellerin sporla aşılabileceğini gösteren en güzel örneklerden biri. Sporun iyileştirici gücüne vurgu yapan uzmanlar, düzenli egzersizin engelli bireylerin yaşam kalitesini artırdığını ve sosyal hayata katılımını kolaylaştırdığını ifade ediyor. NINDS verilerine göre, spina bifida hastalarının çoğu tekerlekli sandalye kullanmasa da hareket kısıtlılığı yaşamaktadır. Bu durum, düzenli egzersizin önemini daha da artırmaktadır. Şencan gibi para sporcular, yalnızca fiziksel sağlık için değil, toplumda görünürlük kazanmak ve farkındalık yaratmak için de spor yapıyor. Engelli bireylerin spor alanlarında yer alması, toplumsal bakış açısının değişmesine de katkı sağlıyor.

Hamilelikte Antrenman: Uzmanlar Ne Diyor?

Şerife Tümer Şencan'ın şu anki en dikkat çekici durumu, 3 aylık hamile olmasına rağmen antrenmanlarına ara vermemesi. Uzmanlar, hamilelikte sporun belirli kurallara uyulduğu takdirde hem anne hem bebek sağlığı için faydalı olduğunu vurguluyor. Hamilelik öncesinde aktif olan bir sporcunun, doktor kontrolünde egzersizlerine devam etmesi öneriliyor. Ancak her hamileliğin farklı olduğu göz önünde bulundurularak bireysel risk değerlendirmesi yapılması şart. Şencan'ın bu süreçteki kararlılığı, kadınların hamilelikte de fiziksel aktiviteden vazgeçmemesi gerektiğine dair güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.

Şencan, antrenmanlarında herhangi bir risk hissetmediğini ve doktorunun onayıyla bu tempoyu sürdürdüğünü ifade ediyor. Ancak bazı branşlarda temas riski nedeniyle önlem alınması gerektiği de biliniyor. Özellikle karate gibi dövüş sporlarında hamilelik döneminde antrenmanın şiddeti ve tipi, uzman eşliğinde planlanmalı. TRT Haber'in belirttiğine göre, Şencan antrenmanlarını aksatmadan sürdürüyor ve bu durum hem spor camiasında hem de sağlık çevrelerinde takdirle karşılanıyor[1]. Spor hekimleri, böyle durumlarda bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerektiğini ve her hareketin uzman kontrolünde yapılmasının önemli olduğunu hatırlatıyor.

Gelecek Hedefler ve Örnek Olma Mücadelesi

Şerife Tümer Şencan, doğacak çocuğunun ardından spora kaldığı yerden devam etmeyi planlıyor. Şu an için ana önceliği sağlıklı bir gebelik süreci geçirmek olsa da, zihninde bir sonraki müsabakalar için yeni hedefler kuruyor. Türkiye'de engelli bireylerin spora erişiminin artırılması gerektiğini vurgulayan Şencan, kurumlara ve yerel yönetimlere çağrıda bulunuyor. Onun hikayesi, engelli bireylerin toplumda eşit fırsatlara sahip olması gerektiğinin altını çiziyor. Başarılarıyla genç nesillere ilham kaynağı olan sporcu, engellerin ancak pes edildiğinde gerçek olduğunu düşünüyor.

Hayatı boyunca birçok zorlukla başa çıkan Şencan, "Engel olarak görülen şeyler aslında yeni birer fırsat olabilir" diyor. Sporun kendisine kazandırdıklarını şöyle özetliyor: "Kendime olan inancım arttı, daha sağlıklı bir bedene sahip oldum ve hayatı dolu dolu yaşamayı öğrendim. Gençlere tavsiyem, engellerine takılıp kalmasınlar, sporu denesinler." Bu sözler, yalnızca engelli bireyler için değil, herkes için geçerli bir yaşam felsefesini yansıtıyor. Şencan'ın azmi ve kararlılığı, önümüzdeki yıllarda da adından söz ettireceğinin sinyallerini veriyor.

#spina bifida #engelli sporcu #para karate #tekerlekli sandalye #azim #kadın sporcu #hamilelikte spor #Şerife Tümer Şencan