Bingöl X Haber

Ortadoğu

Gazze'de Toplu Susuzluk Kapıda! Kanalizasyon Suları Çadır Kamplarını Bastı

Gazze Belediyeler Birliği, İsrail ablukası nedeniyle altyapısı çöken bölgede kanalizasyon sularının sokaklara ve çadır kamplara taştığını belirterek, tüm Filistinlileri etkileyecek toplu bir susuzluk krizi yaşanabileceği uyarısında bulundu. Salgın hastalık riski her geçen gün artıyor.

Serdar KAAN • 18 Ağustos 2026, 12:33 • 7 dk okuma

Gazze Şeridi'nde insani koşullar giderek ağırlaşıyor. Gazze Belediyeler Birliği tarafından yapılan açıklamada, bölgede kanalizasyon sularının sokaklara ve yerinden edilen Filistinlilerin kaldığı çadır kamplara taşması nedeniyle gerçek bir sağlık ve çevre felaketi yaşanabileceği vurgulandı. Yetkililer, “tüm bölge sakinlerini etkileyecek toplu susuzluk” uyarısında bulunarak uluslararası topluma acil çağrı yaptı.

GAZZE'DE ALTYAPI FELAKETİ: KANALİZASYON SOKAKLARA AKTI

İsrail'in 2007'den bu yana sürdürdüğü abluka, Gazze'nin su ve altyapı sistemini neredeyse tamamen çökertti. Belediyeler Birliği'nin raporuna göre, atık su arıtma tesislerinin büyük bölümü ya bombalandı ya da yakıt ve elektrik olmadığı için devre dışı kaldı. Bu durum, ham kanalizasyonun doğrudan sokaklara, tarım arazilerine ve denize akmasına neden oluyor.

Son günlerde artan yağışlarla birlikte atık suların yayılımı hızlandı. Özellikle Han Yunus, Deyr el-Belah ve Refah bölgelerinde kanalizasyon taşkınları ciddi boyutlara ulaştı. Belediye ekipleri, yetersiz ekipman ve malzeme nedeniyle taşkınları kontrol altına almakta güçlük çekiyor. Bölge sakinleri, pis kokunun ve hastalık riskinin dayanılmaz hale geldiğini belirtiyor.

ÇADIR KAMPLARINDA HİJYEN KOŞULLARI ÇÖKTÜ

İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 1,9 milyon Filistinli, çadır ve prefabrik yapılardan oluşan derme çatma kamplarda yaşıyor. Bu kampların altyapısı, bu kadar büyük bir nüfusu barındıracak şekilde tasarlanmış değil. Kanalizasyon sularının çadırların arasına sızması, özellikle çocuklar ve yaşlılar için büyük tehlike oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'de kişi başına düşen günlük su miktarı 5 litreye kadar düştü. Bu, acil durum standartlarının çok altında bir seviye. Sağlıklı suya erişim neredeyse imkânsız hale gelirken, halk kuyu sularına ve tankerle getirilen suya bağımlı durumda. Ancak bu kaynakların da kirli olması, hastalık zincirini hızlandırıyor.

SALGIN HASTALIKLAR YAYILMA TEHLİKESİ

Kanalizasyon sularının içme suyu kaynaklarına karışması, kolera, tifo, dizanteri gibi salgın hastalıkların yayılma riskini artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gazze'de akut sulu ishal vakalarında ciddi artış olduğunu açıklamıştı. Yetersiz beslenme ile birleşen bu tablo, özellikle 5 yaş altı çocuklar için ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Bölgedeki sağlık kuruluşları, tıbbi malzeme ve ilaç sıkıntısı nedeniyle hastalarla başa çıkmakta zorlanıyor. Gazze'deki hastanelerin büyük bölümü ya yıkıldı ya da kapasitesinin çok üzerinde hasta kabul ediyor. Hekimler, art arda gelen salgın dalgalarının sağlık sistemini tamamen çöketeceği uyarısında bulunuyor.

TOPLU SUSUZLUK UYARISI: SU ŞEBEKESİ ÇÖKTÜ MÜ?

Gazze Belediyeler Birliği'nin en kritik uyarısı ise “toplu susuzluk” senaryosu. Açıklamada, mevcut durumun devam etmesi halinde bölgenin birkaç hafta içinde tamamen susuz kalabileceği belirtiliyor. İsrail'in elektrik ve yakıt kesintileri, su pompalarının ve arıtma tesislerinin çalışmasını engelliyor. Deniz suyunu tuzdan arındırma tesisleri ise ya kapasite olarak yetersiz ya da bakım için gerekli malzemeye erişemiyor.

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze'de su ve sanitasyon sistemlerinin acil onarımı için milyonlarca dolara ihtiyaç olduğunu ancak fonların büyük ölçüde engellendiğini bildiriyor. İsrail'in güvenlik gerekçesiyle inşaat malzemelerine getirdiği kısıtlama, altyapı çalışmalarının önündeki en büyük engel. Bu durum, sadece bugünü değil, nesiller boyu sürecek bir su krizini de tetikliyor.

SU KAYNAKLARI TÜKENİYOR

Gazze'nin tek doğal tatlı su kaynağı olan kıyı akiferi, aşırı çekim ve deniz suyunun karışması nedeniyle büyük ölçüde tuzlanmış durumda. Suyun büyük bölümü, insan tüketimi için uygunluk standartlarını karşılamıyor. Bu yüzden halk, pahalı tanker suyuna veya ev tipi filtrelere yöneliyor. Ancak gelir seviyesi düşük aileler bu imkâna sahip değil.

Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı UNRWA, bölgede dağıttığı su miktarını artırmak zorunda kaldı. Ajans yetkilileri, mevcut su kaynaklarının %80'inin kullanılamaz durumda olduğunu ve milyonlarca litre suyun tankerlerle taşınması gerektiğini belirtiyor. Her geçen gün bu taşımacılığın maliyeti yükseliyor ve yakıt kıtlığı nedeniyle aksıyor.

ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

Gazze Belediyeler Birliği, yalnızca İsrail'i değil, uluslararası toplumu da eyleme geçmeye çağırıyor. Açıklamada, “Sadece gıda ve tıbbi yardım yeterli değil; su ve altyapı sistemlerinin acilen onarılması gerekiyor” ifadelerine yer verildi. Yetkililer, siyasi çözüm bulunana kadar insani ateşkes ilan edilmesini ve Gazze'ye onarım malzemesi girişine izin verilmesini istiyor.

UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşların yaptığı açıklamalarda, su krizinin çocukları ve kadınları orantısız şekilde etkilediği vurgulanıyor. Çocuklar, yeterli su olmadığı için hijyen kurallarına uyamıyor, okullar tuvalet yetersizliği nedeniyle kapanma noktasına geliyor. Kadınlar ise su taşıma yükü nedeniyle güvenlik risklerine maruz kalıyor.

İNSANİ YARDIM ENGELENİYOR

İsrail'in Filistin topraklarına yönelik kısıtlamaları, insani yardım kuruluşlarının çalışmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Su arıtma kimyasalları, pompa yedek parçaları ve boru gibi temel malzemelerin Gazze'ye girişi ya yasaklanıyor ya da yıllarca bekleyen izin süreçlerine takılıyor. Bu durum, bağışçıların finansmanını bile anlamsız hale getiriyor.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), Gazze'de su ve sanitasyon alanında yapılacak her yatırımın hayat kurtardığını ancak siyasi irade olmadan bunun sürdürülemeyeceğini belirtiyor. Bölgedeki yerel ekipler, çatışmaların ortasında mesai mefhumu gözetmeksizin çalışıyor; ancak ekiplerin de can güvenliği bulunmuyor.

GELECEK PROJEKSİYONU: KRİZ DAHA DA DERİNLEŞECEK

Uzmanlara göre, Gazze'deki su krizi çözülmezse bölge tamamen yaşanmaz bir yer haline gelebilir. Artan tuzluluk, verimli toprakları yok ediyor; tarımsal üretim durma noktasında. Bu da gıda güvenliğini daha da kötüleştirecek. Göç baskısı ve radikalleşme riski artacak, bölgesel istikrarsızlık derinleşecek.

Tüm bu tablo, Gazze'de kalıcı bir ateşkesin yalnızca insani değil, aynı zamanda çevresel bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor. Yetkililer, su sistemlerinin onarılmasının yıllar alacağını, ancak ilk adımın şimdi atılması gerektiğini söylüyor. Aksi halde “toplu susuzluk” uyarısı, Filistin halkı için bir kehanete dönüşecek.

“Gazze'de artık her damla su, hayat demek. Susuzluk krizi, bombalar kadar ölümcül olabilir.” – Gazze Belediyeler Birliği yetkilisi

Sonuç olarak, Gazze Belediyeler Birliği'nin çağrısı, bölgedeki insani felaketin en son sinyali. Uluslararası toplum, sadece kınama mesajlarıyla değil, somut adımlarla bu tabloyu tersine çevirmek zorunda. Milyonlarca insanın kaderi, suya erişime bağlı durumda.

#Gazze #sağlık #çevre felaketi #Filistin #insani kriz #susuzluk #kanalizasyon #İsrail ablukası