Bingöl X Haber

Ortadoğu

İsrail ordusu Lübnan'da ateşkesi delip kara harekâtına mı hazırlanıyor?

İsrail ordusunun, ateşkese rağmen 15 Ağustos'ta Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarının ardından birkaç gün sürecek çatışmalara hazırlandığı iddia ediliyor. Orta Doğu'daki gerilim yeniden tırmanıyor.

Serdar KAAN • 17 Ağustos 2026, 05:09 • 7 dk okuma

Orta Doğu'da gerilim yeniden tırmanıyor. İsrail ordusunun, ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan'a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığı ve bölgede birkaç gün sürecek çatışmalara hazırlandığı ileri sürülüyor. Bu gelişme, bölgesel istikrarı tehdit ederken, uluslararası toplumun da endişelerini artırıyor.

İsrail'in 15 Ağustos sabaha karşı Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava saldırılarında en az 12 kişinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı bildirildi. Saldırının, ateşkes anlaşmasının ihlali olarak yorumlanması büyük yankı uyandırdı. İsrail tarafı ise operasyonların meşru müdafaa kapsamında olduğunu savunuyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı çağrısı yapması beklenirken, bölgede tansiyonun daha da yükseleceği tahmin ediliyor. Orta Doğu'daki bu yeni kriz, dünya gündeminin ilk sırasına oturmuş durumda.

Çatışmaların Arka Planı ve Yeni Tehlikeler

İsrail ile Lübnan arasındaki gerginlik, yıllardır sürekli olarak tırmanma eğilimi gösteriyor. Özellikle Hizbullah'ın askeri gücünü artırması ve İsrail'in kuzey sınırlarına yönelik tehditler, bölgede sıcak çatışma riskini beraberinde getiriyor. 2006 Lübnan Savaşı'ndan bu yana uygulanan ateşkes, zaman zaman ihlal edilse de genel olarak korunmuştu.

Ancak son haftalarda yaşanan gelişmeler, bu kırılgan dengenin bozulmakta olduğuna işaret ediyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) yetkililerinin, Lübnan'ın güneyinde birkaç gün sürecek bir kara harekâtı için hazırlık yaptığı öne sürülüyor. Bu iddialar, bölgedeki askeri hareketliliğin artması ve yığınak yapılmasıyla destekleniyor.

"Bu çatışma sadece iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi etkileyecek." - Uluslararası Kriz Grubu Analisti

Askeri Hazırlıklar ve Stratejik Değerlendirmeler

İsrail basınında yer alan haberlere göre, ordu yetkilileri, Hizbullah'ın olası bir sızma veya roket saldırısına karşı kapsamlı bir operasyon planı üzerinde çalışıyor. Bu planın, sınır ötesi hedeflere yönelik hava saldırılarının yanı sıra kara birliklerinin de sınırlı bir şekilde ilerlemesini içerebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, İsrail'in bu tür bir harekâtın risklerinin farkında olduğunu, ancak Hizbullah'ın artan füze kapasitesi nedeniyle önleyici bir strateji izlemek zorunda kaldığını vurguluyor. Özellikle son dönemde Hizbullah'ın hassas güdümlü füzeler edinmesi, İsrail'in iç güvenlik hesaplarını değiştirdi.

İsrail ordusunun bu kapsamda tank birliklerini ve zırhlı araçlarını sınıra yakın bölgelere konuşlandırdığı, lojistik destek hatlarını güçlendirdiği bildiriliyor. Ayrıca, İsrail'in insansız hava araçlarıyla Lübnan'ın güneyinde keşif uçuşlarını sıklaştırdığı ifade ediliyor.

Bölge Ülkeleri ve Uluslararası Toplumun Tepkisi

Lübnan hükümeti, İsrail'in saldırılarını kınayarak uluslararası topluma çağrıda bulundu. Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkeler, taraflara itidal çağrısı yaparken, bölgede daha geniş bir çatışmanın herkesi olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunuyor.

İran destekli Hizbullah hareketi ise misilleme tehditlerini sürdürüyor. Örgütün lideri, İsrail'in herhangi bir saldırısına "sert bir cevap" verileceğini açıkladı. Bu açıklamalar, iki taraf arasında bir savaşın fitilini ateşleyebilir.

Arap Birliği de acil toplanarak ortak bir bildiri yayınladı ve İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Mısır ve Ürdün'ün arabuluculuk girişimleri ise henüz sonuç vermiş değil.

İnsani Durum ve Bölgesel İstikrar

Çatışmaların artması halinde, başta Lübnan'ın güneyindeki sivil halk olmak üzere binlerce insanın evlerini terk etmek zorunda kalabileceği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı, bölgede 250 bin kişinin yer değiştirebileceği tahmininde bulunuyor. Bu durum, Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomisini daha da kötüleştirebilir.

Lübnan, tarih boyunca birçok kez İsrail ile savaşmış bir ülke olarak, yeni bir çatışmanın yükünü karşılayacak durumda olmadığı ifade ediliyor. Ülkedeki ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık ve mülteci akını, savaşın etkilerini daha da ağırlaştırabilir.

Geçmişten Dersler ve Mevcut İhtilaflar

İsrail ile Lübnan arasındaki sınır anlaşmazlıkları, deniz yetki alanları ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması gibi temel meseleler hâlâ çözülmüş değil. 2006 yılında imzalanan ateşkes, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı ile güvence altına alınmıştı. Ancak bu kararın tam olarak uygulanmadığı uzun süredir eleştiriliyor.

X Birliği'nin raporuna göre, Hizbullah'ın elinde 150 binden fazla roket ve füze bulunuyor. Bu cephaneliğin büyük bir kısmı, İsrail'in kuzeyindeki yerleşim birimlerini hedef alabilecek menzile sahip.

İsrail'in ise Demir Kubbe ve David's Sling gibi hava savunma sistemlerine ek olarak, olası bir savaşta Hizbullah'ın füze altyapısını yok etmek için kapsamlı bir hava operasyonu planladığı öne sürülüyor. Ancak bu sistemlerin bile tam koruma sağlayamayacağı uzmanlarca dile getiriliyor.

Uzman Görüşleri ve Gelecek Senaryoları

Uluslararası kriz grubu analistleri, olası bir çatışmanın sınırlı kalmasının zor olduğunu belirtiyor. Hizbullah'ın elindeki on binlerce roket, İsrail şehirlerini hedef alabilir. Bu, İsrail'in stratejik noktalarına yönelik bir füze yağmuruna neden olabilir.

Diğer yandan, İran'ın bölgedeki nüfuzu, çatışmanın yayılmasına zemin hazırlıyor. İran destekli milislerin Suriye ve Irak'tan müdahil olması halinde, savaşın kapsamı daha da genişleyebilir. Bu durum, ABD ve Rusya gibi büyük güçleri de çatışmanın içine çekebilir.

Uzmanlar, İsrail'in bu kez daha öncekilerden farklı olarak kapsamlı bir harekâtı göze aldığını çünkü Hizbullah'ın uzun vadeli tehdit oluşturduğunu savunuyor. Ancak böyle bir harekâtın sonuçlarının öngörülemez olduğu ve bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığı ifade ediliyor.

Olası Ateşkes Çabaları ve Diplomasi

Ateşkesin yeniden tesis edilmesi için diplomatik girişimler devam ediyor. Fransa ve Mısır'ın arabuluculuk yapabileceği konuşuluyor. Ancak İsrail'in güvenlik endişeleri ve Hizbullah'ın talepleri arasındaki uçurum, kalıcı bir çözümü şimdilik zorlaştırıyor.

Bazı analistler, İsrail'in asıl amacının savaş değil, Hizbullah'ı caydırmak olduğunu öne sürüyor. Bu görüşe göre, yapılan askeri hazırlıklar, müzakere masasında pazarlık gücünü artırmaya yönelik. Ancak yanlış bir hesaplamanın tüm bölgeyi ateşe atabileceği de unutulmamalı.

BM öncülüğünde yürütülen müzakerelerde, Lübnan'ın güneyinde konuşlu Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) yetkilerinin genişletilmesi ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması konularının masaya yatırılması bekleniyor. Ancak bu konuların ne kadar sürede çözülebileceği belirsiz.

Sonuç: Kontrolsüz Bir Tırmanış Riskini Beraberinde Getiriyor

İsrail ordusunun Lübnan'da birkaç gün sürecek çatışmalara hazırlandığı yönündeki iddialar, Orta Doğu'da yeni bir savaşın eşiğinde olunduğunu gösteriyor. Hem İsrail hem de Hizbullah'ın kendi güvenlik çıkarları çerçevesinde attığı adımlar, bölgeyi geri dönüşü olmayan bir noktaya taşıyabilir.

Bu süreçte, uluslararası toplumun etkili bir şekilde müdahale etmesi ve tarafları masaya oturmaya ikna etmesi büyük önem taşıyor. Aksi halde, sadece Lübnan ve İsrail değil, tüm Orta Doğu coğrafyası bu çatışmanın sonuçlarından derinden etkilenecek.

Önümüzdeki saatlerde İsrail'den gelecek resmi açıklamalar ve Hizbullah'ın vereceği tepki, savaşın gidişatını belirleyecek. Bölgede barış ve istikrarın korunması, tarafların akıllıca davranmasına bağlı.

#İsrail #askeri operasyon #Orta Doğu #savaş #Lübnan #ateşkes #Hizbullah #çatışma