Bingöl X Haber

Gündem

Marmara'da 50'den Fazla Deprem: Büyük Depremin Habercisi mi?

İstanbul Adalar açıklarında art arda meydana gelen onlarca deprem, uzmanları harekete geçirdi. Düşük büyüklükteki bu sarsıntılar fay hattının aktif olduğunu gösterirken, büyük depremin habercisi olup olmadığı tartışılıyor. İşte jeoloji ve deprem bilimi uzmanlarının değerlendirmeleri.

Serdar KAAN • 20 Ağustos 2026, 14:54 • 7 dk okuma

İstanbul'un güneyinde, Adalar açıklarında Marmara Denizi'nde son günlerde dikkat çekici bir deprem hareketliliği yaşanıyor. Çok sayıda düşük büyüklükteki sarsıntı, hem bölge halkında hem de bilim dünyasında yeni bir deprem tartışmasını alevlendirdi. Kandilli Rasathanesi ve AFAD kayıtlarına yansıyan verilere göre, son bir hafta içinde merkez üssü Adalar'ın açıkları olan 50'den fazla deprem meydana geldi. Büyüklükleri 1.0 ile 3.2 arasında değişen bu sarsıntılar, çoğunlukla deniz tabanında gerçekleşti ve karada hissedilmedi ya da çok hafif hissedildi. Ancak sıklıkları ve art arda gelmeleri, “deprem fırtınası” olarak adlandırılan bu durumun uzmanlar tarafından yakından izlenmesine neden oluyor.

Deprem hareketliliğinin hemen ardından açıklama yapan uzmanlar, mevcut tablonun tek başına büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağını vurguluyor. Yine de bu tür sürüler halindeki depremlerin, fay hatlarının enerji biriktirme sürecinde önemli ipuçları verebileceği biliniyor. Özellikle Marmara Bölgesi'nin depremselliği göz önüne alındığında, her küçük sarsıntının yeniden gündeme gelmesi kaçınılmaz oluyor.

Deprem Fırtınası Nedir, Ne Değildir?

Jeoloji literatüründe deprem fırtınası (earthquake swarm) olarak bilinen bu olgu, belirli bir bölgede kısa süre içinde çok sayıda küçük ve orta büyüklükte depremin meydana gelmesidir. Ana şoktan önce veya sonra görülebilir; ancak çoğu zaman bağımsız bir süreç olarak da gelişir. Bu tür depremler, büyük bir kırılmanın habercisi olabileceği gibi doğal bir enerji boşalmasının da parçası olabilir. Uzmanlar, Adalar açıklarındaki bu hareketliliğin büyük ölçüde kuzey kol fay hattının küçük segmentlerindeki kaymalardan kaynaklandığını düşünüyor.

Uzmanların İlk Yorumları

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür, yaptığı açıklamada bu tür depremlerin fayın aktif olduğunu gösterdiğini ancak bunun büyük depremin kesin habercisi olmadığını belirtti. Görür, “Marmara'daki fay hatları sürekli hareket halinde. Zaman zaman küçük sarsıntılarla enerji boşalır. Önemli olan uzun vadede biriken enerjinin ne zaman büyük bir kırılmayla açığa çıkacağıdır” dedi. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise Adalar'daki bu hareketliliğin geçmişte de yaşandığını ve normal kabul edilebileceğini ifade etti.

Bir diğer görüş ise İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Haluk Eyidoğan'dan geldi. Eyidoğan, “Deprem fırtınaları genellikle hidrotermal aktivite veya küçük fay segmentlerinin birbirini tetiklemesi sonucu oluşur. Bu süreç günler veya haftalar sürebilir. Şu an için endişe verici bir durum görmüyorum” şeklinde konuştu. Tüm bu değerlendirmeler, hareketliliğin izlenmeye devam edileceğini gösteriyor.

Bu Hareketlilik Büyük Depremin Habercisi mi?

Bilim dünyasında deprem fırtınalarının büyük depremlerle ilişkisi hâlâ tartışmalı. Bazı araştırmalar, bu tür sürülerin ardından büyük bir depremin gelme ihtimalinin arttığını öne sürerken, birçok deprem de bu tür öncü aktiviteler olmadan aniden meydana geliyor. Marmara Denizi'ndeki ana fay hattının kilitli olduğu ve sismik boşluk olarak bilinen bölgede enerji birikiminin devam ettiği biliniyor. Bu nedenle her küçük sarsıntı, “acaba büyük deprem mi yaklaşıyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor.

Ancak uzmanlar, bu soruya net bir cevap vermek yerine olasılıkları değerlendirmenin daha doğru olacağını söylüyor. Yapılan istatistiksel çalışmalar, Marmara Bölgesi'nde 7.0 üzeri bir depremin önümüzdeki 30 yıl içinde olma olasılığının yaklaşık %50-60 civarında olduğunu gösteriyor. Ancak bu olasılık, deprem fırtınalarından bağımsız olarak hesaplanıyor. Yani Adalar'daki hareketlilik bu riski yükseltmediği gibi düşürmüyor.

Marmara Bölgesi'nin Deprem Geçmişi ve Risk Analizi

Marmara Denizi, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) batıya uzanan kollarıyla şekillenmiş aktif bir tektonik bölgedir. Tarih boyunca İstanbul ve çevresi, yıkıcı depremlere sahne olmuştur. Özellikle 1509, 1766 ve 1894 depremleri kentte büyük yıkımlara yol açmış, 1999 Gölcük Depremi ise bölgenin kuzey kolunu etkilemişti. 1999 depreminde KAF'ın Marmara Denizi içindeki segmenti kırılmamış ve bu bölgede enerji birikimi devam etmiştir. Bilim insanları, bu segmentin üretebileceği depremin 7.0-7.5 büyüklüğüne ulaşabileceğini tahmin ediyor.

1999 Gölcük Depremi'nden Sonra Biriken Enerji

17 Ağustos 1999'daki Gölcük Depremi, KAF'ın gerilim yükleyen batı ucunu kırmış, ancak Marmara Denizi içindeki fay hattı kilitli kalmıştı. Bu durum, özellikle İstanbul'un güneyi ve Adalar açıklarının bulunduğu bölümde sismik boşluk olarak değerlendiriliyor. Yapılan GPS ölçümleri ve jeodezik çalışmalar, bölgede yıllık yaklaşık 2-3 santimetrelik bir deformasyon ve gerilim birikimi olduğunu ortaya koyuyor. Bu birikim, her geçen yıl büyük bir deprem olasılığını artıran temel etken olarak görülüyor.

Bilimsel Araştırmalar ve Tahminler

TÜBİTAK ve üniversitelerin iş birliğiyle yürütülen çalışmalar, Marmara Denizi tabanına yerleştirilen su altı sismometreleriyle fayların mikro aktivitelerini kaydediyor. 2020-2025 yılları arasında yapılan gözlemlerde, Adalar açıklarında zaman zaman deprem fırtınalarının yaşandığı belirlenmişti. Bu tür veriler, fay hattının karmaşık yapısını anlamak için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bilim insanları, depremlerin ne zaman olacağına dair kesin tahminler yapmaktansa, riskin yüksek olduğu bölgelerde yapı stokunun güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Yetkililerden Açıklamalar ve Alınması Gereken Önlemler

Adalar'daki deprem hareketliliği sonrası AFAD ve Kandilli Rasathanesi tarafından yapılan ortak açıklamada, bölgenin sürekli izlendiği ve herhangi bir anormal durumun kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı da ekiplerin teyakkuz halinde olduğunu duyurdu. Özellikle Adalar Belediyesi, eski yapıların yoğun olduğu bölgelerde denetimleri sıklaştırarak tahliye planlarını güncelledi.

Vatandaşlara Öneriler

Uzmanlar, deprem sırasında doğru davranışların öğrenilmesinin hayati önem taşıdığını hatırlatıyor. Yapılması gerekenler arasında şunlar öne çıkıyor:

Bu önlemler, olası büyük depremin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için hayati önem taşıyor. Ayrıca bina güçlendirmesi ve riskli yapıların dönüştürülmesi, uzun vadeli çözümün temelini oluşturuyor.

Sonuç olarak, Marmara'daki bu deprem hareketliliği büyük depremin vereceği ders niteliğinde bir uyarı olarak değerlendirilebilir. Bilim insanları, her depremin bir fırsat olmadığını; ancak hazırlıklı olmak için zamanın daraldığını hatırlatıyor. Önemli olan panik yapmak değil, bilimsel verilere dayanarak toplumsal bilinç ve kentsel dönüşüm hamlelerini hızlandırmaktır. Unutmayalım ki deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek, geleceğimize yapabileceğimiz en yatırımdır.

#AFAD #Deprem #Marmara Depremi #istanbul deprem #adalar deprem #deprem fırtınası #fay hattı #kandilli rasathanesi #büyük istanbul depremi #sismik hareketlilik