Bingöl X Haber

Dünya

Taliban Yönetimi 5 Yılı Geride Bıraktı: Afganistan'da Dönüşümün Perde Arkası

Beş yıl önce ABD askerlerinin çekilmesiyle yönetimi devralan Taliban, ülkede güvenlik, ekonomi ve diplomasi alanında köklü değişimler gerçekleştirdi. Peki bu dönüşümün uluslararası topluma yansımaları ne oldu? İşte Afganistan'ın son 5 yılının panoraması.

Serdar KAAN • 15 Ağustos 2026, 17:40 • 7 dk okuma

Dünya, 15 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Afganistan'ın Taliban yönetimindeki beşinci yılını geride bırakıyor. 15 Ağustos 2021'de Kabil'in düşmesiyle birlikte ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin çekilmesi tamamlanmış, Taliban iktidara yeniden el koymuştu. O günlerde havalimanında yaşanan kaos görüntüleri hâlâ hafızalardayken, bugün ülke farklı bir gündemle anılıyor: güvenlikte iyileşme, ekonomik büyüme, maden yatırımları ve genişleyen diplomatik temaslar. Ancak bu tablonun arka planında ciddi insan hakları endişeleri ve uluslararası izolasyon sürüyor[1].

Beş yıl önce dünya Kabil'den ayrılan son askeri konuşurken, bugün Afganistan'ın güvenlik ikliminin önemli ölçüde değiştiği görülüyor. İç savaşın sona ermesi, ülke genelinde silahlı çatışmaların büyük oranda sonlanmasını sağladı. Taliban yönetimi, devraldığı enkaz halindeki ekonomiyi yeniden inşa etme iddiasında. Yol, baraj, enerji ve maden projeleriyle ülkenin alt yapısı yenilenmeye çalışılıyor. Peki bu dönüşümün ayak sesleri nereden geliyor?

Güvenlik: Savaşın Sonu mu, Yeni Bir Denge mi?

Afganistan'da 20 yıl süren işgal boyunca ülkenin büyük bölümü çatışma alanıydı. Taliban'ın yeniden iktidara gelmesiyle birlikte çatışmaların sona ermesi, birçok bölgede halkın rahat nefes almasını sağladı. Kuzey ve batı illerinde daha önce kontrolü elinde tutan silahlı grupların çoğu Taliban'la anlaşarak silah bıraktı. Bu da ülke genelinde ölü sayısını önemli ölçüde düşürdü[1].

Ancak güvenlik göstergelerindeki iyileşme, tam bir istikrar anlamına gelmiyor. Özellikle ISIS-Horasan gibi aşırı grupların saldırıları sürüyor. Özellikle Şii azınlığa yönelik bombalı eylemler, ülkenin birçok şehrinde hâlâ gündemi belirleyebiliyor. Ayrıca Taliban'ın uyguladığı sert yasa ve kısıtlamalar, bazı bölgelerde halkın tam desteğini alamıyor. Uzmanlar, güvenliğin ancak ekonomik iyileşme ve toplumsal uzlaşı ile kalıcı olabileceğini vurguluyor.

Yerel Halk Ne Diyor?

Kabil'de yaşayan Ahmet Şah, 5 yıl önceki kaosa kıyasla bugünün çok daha sakin olduğunu söylüyor: "Savaş bitti, sokaklarda silah sesi duymuyoruz. Ancak işsizlik ve yoksulluk her yerde. Çocuklarımı okula göndermek istiyorum ama eğitim sistemi hâlâ belirsiz." Bu cümleler, ülkenin iki yüzünü özetliyor: güvenlik mi, refah mı?

Ekonomik Dönüşüm: Maden Yatırımları, Büyüme ve Kırılganlıklar

Taliban yönetimi, ekonomiyi canlandırmak için maden kaynaklarına büyük önem veriyor. Afganistan'ın yeraltı kaynaklarının değerinin 1 trilyon doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Özellikle lityum, bakır, altın ve nadir toprak elementleri, ülkenin geleceği için kritik. Beş yılda bu kaynakların işletilmesi için Çin, İran ve bazı Körfez ülkeleriyle anlaşmalar imzalandı. 2024 yılında Çin'in yaptığı 3 milyar dolarlık maden yatırımı, ülkenin ekonomik umutlarını artırdı[1].

Dünya Bankası'nın 2025 raporuna göre, Afganistan ekonomisi 2023-2025 döneminde kademeli bir toparlanma yaşadı. Gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) yıllık ortalama %1,5-2 oranında büyüdü. Bu büyüme, tarım ve inşaat sektöründeki iyileşmeyle desteklendi. Ancak rapor, büyümenin sürdürülebilirliği için uluslararası tanınmanın ve bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılmasının gerekliliğine dikkat çekiyor[2].

Altyapı Projeleri: Yol ve Enerji Hamlesi

Ekonomik iyileşmenin gözle görülen en önemli göstergelerinden biri altyapıdaki ilerleme. Kabil-İslamabad demir yolu projesinin tamamlanması, iki ülke arasındaki ticareti hızlandırdı. Aynı zamanda pek çok il merkezinde yeni yollar, köprüler ve tüneller hizmete açıldı. Enerji alanında ise Küçük ve Orta Ölçekli Barajlar inşa edilerek elektrik üretimi iki katına çıkarıldı. Bu projelerin ekonomik büyümeye doğrudan katkı sağladığı belirtiliyor.

Diplomatik Açılım: İzolasyondan Normalizasyona?

Taliban yönetimi, beş yılda uluslararası alanda tam anlamıyla tanınmasa da diplomatik ilişkilerini genişleten adımlar attı. Özellikle Çin, Rusya, İran ve Pakistan ile ekonomik ve güvenlik odaklı temaslar yoğunlaştı. 2025 yılında Rusya'nın, Taliban'ı terör örgütleri listesinden çıkarması, dikkat çeken gelişmelerden oldu. Ayrıca Katar ve Türkiye gibi ülkeler, Kabil'deki büyükelçiliklerini açık tutarak diplomatik varlıklarını sürdürdü[1].

Ancak BM ve Batılı ülkelerin tutumu hâlâ temkinli. Taliban'ın kız çocuklarının ortaokul ve lise eğitimine izin vermemesi, kadınların çalışma haklarına getirdiği kısıtlamalar, uluslararası toplum tarafından sert biçimde eleştiriliyor. BM Güvenlik Konseyi, Taliban'ın insan hakları ihlallerini izlemeye devam ediyor. Bu durum, ülkenin meşru bir hükümet olarak tanınmasının önündeki en büyük engel olarak görülüyor[3].

Bölgesel Dengeler ve Güvenlik İşbirliği

Taliban'ın bölgesel güçlerle kurduğu ilişkiler, yalnızca ekonomiyle sınırlı değil. Özellikle terörle mücadele konusunda işbirliği, komşu devletler için kritik önem taşıyor. Taliban yönetimi, Afganistan topraklarının diğer ülkelere karşı tehdit için kullanılmayacağına dair taahhütlerde bulundu. Bu taahhütler, Pakistan ve İran sınırlarındaki gerilimin düşürülmesine katkı sağladı. Ancak bazı analistler, Taliban'ın iç dinamiklerinin hâlâ öngörülemez olduğunu belirtiyor.

İnsan Hakları ve Toplumsal Bedel

Taliban yönetiminin beş yılı, insan hakları açısından oldukça tartışmalı bir dönem oldu. BM Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA) raporlarına göre, kadınların kamu hizmetlerinden dışlanması ve kız çocuklarının eğitime erişiminin engellenmesi devam ediyor. 2025 itibarıyla ülke genelinde kız çocuklarının ortaokula kayıt oranı %10'un altına düştü. Kadınların çoğu, sivil toplum örgütlerindeki görevlerinden uzaklaştırıldı ve seyahat kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldı[3].

Bu durum, uluslararası yardım kuruluşlarının çalışma alanlarını da kısıtlıyor. Birçok STK, personelinin güvenliği ve insan hakları ilkeleri nedeniyle faaliyetlerini askıya almak zorunda kaldı. Ekonomik büyümenin getirdiği gelir eşitsizlikleri, toplumsal kırılganlığı artırıyor. Özellikle kırsal bölgelerde yoksulluk oranı hâlâ %50'nin üzerinde seyrediyor.

Gelecek: Fırsatlar ve Belirsizlikler İçinde Bir Ülke

Beş yıllık Taliban yönetimi, Afganistan'ı tam anlamıyla istikrara kavuşturabilmiş değil. Güvenlik iyileşse de ekonomik kalkınma, uluslararası tanınmayla doğrudan ilişkili. Maden yatırımları ve altyapı projeleri umut vadetse de, insan hakları alanındaki kısıtlamalar ülkenin küresel entegrasyonunu engelliyor. Önümüzdeki dönemde Taliban yönetiminin en önemli sınavı, kadınlara ve azınlıklara yönelik politikaları gözden geçirerek Batı ile diyaloğu yeniden başlatmak olacak.

Uzmanlar, Afganistan'ın geleceğinin yalnızca Taliban'ın tutumuna değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güçlerin çıkar çatışmalarına bağlı olduğunu vurguluyor. Çin ve Rusya'nın nüfuz mücadelesi, Katar ve Türkiye'nin arabuluculuk çabaları, ülkenin kaderini şekillendiren etkenler arasında. Afgan halkı ise beş yıl sonra hâlâ barış, iş ve onurlu bir yaşam umudunu taşıyor. Bu umudun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini, önümüzdeki yıllar gösterecek.

#Diplomasi #Güvenlik #insan hakları #ekonomi #Uluslararası İlişkiler #Afganistan #Taliban #Kabil #Orta Doğu #Maden Yatırımları