Bingöl X Haber

Teknoloji & Bilim

Yerli Kalp-Akciğer Makinesinde Seri Üretim Müjdesi!

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen yerli kalp-akciğer makinesinin bir ay önce hastalarda kullanılmaya başlandığını ve yıl sonunda seri üretime geçileceğini açıkladı. Bu gelişme, sağlıkta tam bağımsızlık hedefi için atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Serdar KAAN • 16 Ağustos 2026, 12:27 • 7 dk okuma

Türkiye, kalp ameliyatlarının vazgeçilmez cihazı olan kalp-akciğer makinesinde yeni bir çağ başlatıyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yaptığı açıklamada, ASELSAN ile ortak geliştirilen yerli kalp-akciğer pompalamasının bir ay önce hastalarda kullanılmaya başlandığını ve yıl sonu itibarıyla seri üretime geçileceğini duyurdu. Bu gelişme, sağlıkta tam bağımsızlık hedefi doğrultusunda atılmış en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

"Kendi kalp-akciğer pompamızı ASELSAN'la beraber yaptık. O cihaz olmadan kalp ameliyatları yapılamaz. Şimdi onu hastalarda kullanmaya başladık. Bir ay evvel başladık ve sene sonu itibarıyla seri üretimine geçeceğiz."

Bakan Memişoğlu'nun bu sözleri, yerli ve milli teknoloji vurgusunun sağlık alanındaki en güçlü yansımalarından biri olarak kayıtlara geçti. Kalp-akciğer makinesi, açık kalp cerrahisinde hayati bir rol üstleniyor; kalp ve akciğer fonksiyonlarını geçici olarak üstlenerek cerrahlara güvenli bir operasyon ortamı sağlıyor.

Kalp-Akciğer Makinesi Nedir ve Neden Kritik Öneme Sahip?

Kalp-akciğer makinesi, açık kalp cerrahisi sırasında hastanın kalbi ve akciğerleri durdurularak kanın vücut dışında oksijenlendirilmesini ve pompalanmasını sağlayan hayati bir cihazdır. Ancak bu cihaz, yalnızca bir pompa değil; aynı zamanda vücut ısısını kontrol eden, kanı filtreleyen ve cerrahi ekibe güvenli bir operasyon ortamı sunan karmaşık bir yaşam destek ünitesidir. Kalp nakli, koroner bypass ve kapak değişimi gibi birçok hayati operasyonda kullanılan bu cihazın yokluğu, modern kalp cerrahisini neredeyse imkânsız kılar.

Küresel kalp-akciğer makinesi pazarı, yıllık yaklaşık 800 milyon dolar büyüklüğe ulaşmış durumda. Pazarın büyük bölümüne ise Almanya, ABD ve Japonya merkezli firmalar hâkim. Türkiye'nin bu alanda yerli üretime geçmesi, hem dışa bağımlılığı azaltacak hem de sağlık turizmi ve ihracat potansiyeliyle ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacak.

Devre Dışı Kalma Durumunda Riskler

Kalp-akciğer makinesinin en kritik özelliği, hastanın hayati fonksiyonlarını geçici olarak üstlenmesidir. Operasyon sırasında cihazın arızalanması veya yetersiz kalması, ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle cihazların güvenilirliği, kalite standartları ve yedek parça temini büyük önem taşır. Yerli üretim, bu riskleri minimize etmenin yanı sıra hızlı teknik destek ve yedek parça tedariki gibi operasyonel avantajlar da sunuyor.

Türkiye'nin Yerli Üretim Serüveni: ASELSAN İş Birliği

Yerli kalp-akciğer makinesi projesi, ASELSAN'ın savunma sanayiindeki birikimini sağlık teknolojilerine aktarmasıyla hayat buldu. ASELSAN'ın mühendislik gücü ve ileri üretim kabiliyetleri, tıbbi cihaz alanında yenilikçi çözümler geliştirilmesini mümkün kıldı. Proje kapsamında cihazın tüm kritik bileşenleri Türkiye'de tasarlandı ve üretildi.

Sağlık Bakanlığı ve ASELSAN arasındaki iş birliği, yalnızca kalp-akciğer makinesiyle sınırlı değil. Son yıllarda yapay akciğer, ventrikül destek cihazı ve diğer ileri tıbbi cihazlar üzerine de ortak çalışmalar yürütülüyor. Bu projeler, Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında sağlıkta da teknolojik bağımsızlığı hedeflediğini gösteriyor.

Yerli Cihazın Teknik Özellikleri

Yerli kalp-akciğer makinesinin yüksek hassasiyetli sensörler, gelişmiş yazılım algoritmaları ve kullanıcı dostu arayüzü ile uluslararası standartlara uygun olduğu belirtiliyor. Cihazın öne çıkan teknik özellikleri şunlardır:

Klinik Kullanım ve Seri Üretim Planı

Bakan Memişoğlu'nun verdiği bilgiye göre, yerli kalp-akciğer makinesi bir ay önce hastalarda kullanılmaya başlandı. İlk uygulamaların başarılı sonuçlar verdiği, hastaların operasyon süreçlerinin olumlu geçtiği ifade ediliyor. Klinik denemelerin ardından cihazın, yıl sonu itibarıyla seri üretim bandına girmesi planlanıyor.

Seri üretimle birlikte cihazın öncelikle Türkiye'deki devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerine yaygınlaştırılması hedefleniyor. İlerleyen dönemde ise ihracat potansiyeli gündeme gelecek. Türkiye'nin, kalp cerrahisinde bölgesel bir merkez hâline gelmesiyle birlikte bu cihazın Orta Doğu, Balkanlar ve Türk cumhuriyetlerine ihraç edilmesinin önü açılacak.

Üretim kapasitesi yılda 500 adet hedefleniyor

Sağlık Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgilere göre, seri üretimin ilk aşamasında yıllık kapasitenin 500 adet olması bekleniyor. İç talebin tamamını karşılayacak bu kapasitenin zamanla 1000 adede çıkarılması ve dış pazarlara açılması hedefleniyor. Bu sayede hem döviz tasarrufu sağlanacak hem de sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılık azalacak.

Uzman Görüşleri ve Sektörel Etkiler

Kalp damar cerrahisi uzmanları, yerli kalp-akciğer makinesi projesini sağlıkta yapısal bir dönüşüm olarak nitelendiriyor. Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği yetkilileri, cihazın klinik kullanımına ilişkin olumlu geri bildirimler alındığını, operasyonlarda ciddi bir risk farkı gözlenmediğini belirtiyor. Uzmanlar, yerli üretimin uzun vadede hasta güvenliği ve maliyet etkinliği açısından önemli avantajlar sağlayacağını vurguluyor.

Sağlık ekonomisi uzmanları ise dışa bağımlılığın azalmasının cari açık üzerinde olumlu etki yaratacağını ifade ediyor. Tek bir kalp-akciğer makinesinin ithalat fiyatının 80 bin ila 150 bin dolar arasında değiştiği düşünüldüğünde, yerli üretimin yıllık 75 milyon dolar düzeyinde döviz tasarrufu sağlayabileceği hesaplanıyor. Bu rakam, projenin ekonomik boyutunu ortaya koyuyor.

Yerli üretimin sağlık turizmine katkısı

Türkiye, halihazırda kalp cerrahisi alanında önemli bir sağlık turisti çekiyor olmanın yanı sıra, yerli tıbbi cihaz üretimiyle de bölgesel bir üs hâline gelebilir. Nitekim hastanelerin, uluslararası hastalara sunduğu kaliteli hizmeti yerli ve milli teknolojiyle desteklemesi, ülkenin itibarını artıracak ve yeni hastaların Türkiye'yi tercih etmesini teşvik edecek.

Gelecek Vizyonu: Sağlıkta Tam Bağımsızlık

Yerli kalp-akciğer makinesi, Türkiye'nin sağlık alanındaki tam bağımsızlık hedefinin yalnızca bir parçası. Sağlık Bakanlığı, MR cihazları, tomografi cihazları, anjiyo cihazları ve biyomedikal ekipmanlar da dâhil olmak üzere birçok alanda yerli üretim projelerini yürütüyor. Bakan Memişoğlu'nun açıklamaları, bu alandaki kararlılığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Önümüzdeki beş yıl içinde Türkiye'nin tıbbi cihaz alanında dışa bağımlılığını önemli ölçüde azaltması ve hatta bazı ürünlerde net ihracatçı konuma gelmesi bekleniyor. Bu dönüşüm, yalnızca ekonomiye katkı sunmakla kalmayacak, aynı zamanda sağlık güvenliğini de güçlendirecek. Pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri sorunları, bu alandaki yerli üretimin ne kadar stratejik önem taşıdığını bir kez daha gösterdi.

Küresel rekabette yeni bir oyuncu

Türkiye'nin kalp-akciğer makinesi üretimi, aynı zamanda küresel pazarda rekabet gücünü artıracak. Devlet destekleri ve mühendislik kapasitesiyle şekillenen bu proje, diğer gelişmekte olan ülkelere de örnek olabilecek nitelikte. Uzmanlar, ASELSAN'ın savunma sanayiindeki deneyimini sağlık teknolojilerine taşımasının, çift yönlü bir teknoloji transferi sağlayacağını ve ülkenin Ar-Ge ekosistemini besleyeceğini ifade ediyor.

Sonuç olarak, yerli kalp-akciğer makinesi yalnızca bir tıbbi cihaz üretimi değil, Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık ve sağlıkta öncülük vizyonunun en somut göstergelerinden biridir. Bakan Memişoğlu'nun müjdesiyle başlayan sürecin, hem sağlık sektöründe hem de ekonomide uzun yıllar konuşulacağı kesin.

#ASELSAN #kalp akciğer makinesi #yerli üretim #sağlık teknolojileri #Bakan Memişoğlu #seri üretim #yerli cihaz