Yarın, 17 Ağustos 2026... Türkiye, 27 yıl önce yaşadığı en büyük felaketlerden birini anacak. 1999 Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler saygıyla anılırken, geride kalanların acısı ilk günkü gibi taze. Sabriye Çap da bu acıyı her gün yüreğinde taşıyanlardan biri. 74 yaşındaki Çap, oğlunu ve gelinini kaybetmenin tarifsiz acısını 27 yıldır yaşıyor. Her yıl 17 Ağustos'a sayılı günler kala aynı burukluğu hissettiğini dile getiriyor.
17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen deprem, Türkiye'nin Kuzeybatısını sarsmıştı. Başta Kocaeli, Sakarya ve Yalova olmak üzere geniş bir bölgeyi etkileyen depremde, resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybetmiş, 43 bin 953 kişi yaralanmıştı. Binlerce bina yıkılırken, yüzbinlerce insan evsiz kalmıştı. Deprem, yaklaşık 16 milyon insanı doğrudan etkilemişti.
Marmara Depremi'nin 27. Yıl Dönümü
O gece yaşananlar hafızalarda hâlâ çok taze. Depremin hemen ardından bölgede arama kurtarma çalışmaları günlerce sürmüş, enkaz altından çıkarılan her bir can için umutlar tükenmemişti. Ancak acı kayıplar da kaçınılmazdı. Sabriye Çap, o gece oğlunu ve gelinini kaybeden binlerce kişiden biri.
Sabriye Çap'ın feryadı
Yıllar geçmesine rağmen acısının dinmediğini belirten Sabriye Çap, "Her yıl 17 Ağustos'ta sabahı zor ederim. Acıyla kavrularak geliyorsun, her zaman aklında. Arkadaşlarımızla konuştuğumuzda acılarımız tekrarlanıyor. Bu acı geçmez, bitmez" diyor. Çap, depremin yıl dönümlerinde sevdiklerini anmanın kendisi için bir ritüel haline geldiğini, ancak her seferinde ilk günkü kadar sarsıldığını ifade ediyor.
Sabriye Çap'ın hikayesi, depremden geriye kalanların ortak acısını simgeliyor. Her yıl 17 Ağustos'ta binlerce aile, kaybettikleri yakınlarını anmak için mezarlıklara akın ediyor.
"Bu acı geçmez, bitmez"
diyen Çap, aynı zamanda depremlerin anımsattığı geçici yaşam duygusuna da dikkat çekiyor.
Deprem Acısı ve Psikolojik Etkileri
Deprem gibi travmatik olaylar, insanların ruh dünyasında derin izler bırakır. Uzmanlar, büyük felaketlerin ardından hayatta kalanlarda travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve sürekli kaygı gibi psikolojik sorunların ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Bu etkiler yıllar geçse de azalmayabilir; özellikle yıl dönümlerinde duygusal tepkiler yoğunlaşabilir.
Yas ve travma: Aradan geçen yıllar acıyı dindirmiyor
Türk Psikologlar Derneği uzmanlarına göre, yas süreci her bireyde farklı işlese de, ani ve beklenmedik kayıplarda bu süreç çok daha zorlayıcı olabiliyor. Sabriye Çap'ın da belirttiği gibi, acı hiçbir zaman tamamen iyileşmiyor. Ancak zamanla, kişiler bu acıyla yaşamayı öğreniyor ve kaybettikleri kişileri anarak onurlu bir hatıra yaşatıyorlar.
Uzmanlar, deprem anma törenlerinin toplumsal iyileşme açısından önemli bir rol oynadığını ifade ediyor. Ortak acıların paylaşılması, yalnızlık hissini azaltıyor ve toplumsal dayanışmayı güçlendiriyor. Ancak bireysel yas süreçlerinde profesyonel destek almanın da gerekliliğine vurgu yapıyorlar.
Toplumsal hafıza ve anma etkinlikleri
Her yıl 17 Ağustos'ta başta İzmit, Gölcük, Adapazarı ve Yalova olmak üzere depremden etkilenen kentlerde çeşitli anma etkinlikleri düzenleniyor. Saygı duruşları, sirenlerle birlikte yapılan anmalar, deprem gerçeğini hafızalarda taze tutuyor. Sabriye Çap gibi depremzedeler, bu etkinliklerde aynı kaderi paylaşan insanlarla bir araya gelerek acılarını paylaşıyorlar.
Geçen 27 yılda, depremden çıkarılan derslerle birlikte Türkiye'de afet yönetimi ve yapı denetimi konularında önemli yasal düzenlemeler yapıldı. Ancak hâlâ yapılması gereken çok iş var. Özellikle büyük kentlerdeki riskli yapı stoku, deprem uzmanlarını endişelendirmeye devam ediyor.
Deprem Gerçeğiyle Yüzleşmek
Marmara Depremi, Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığını ve her an büyük bir afetle karşı karşıya kalabileceğini bir kez daha gösterdi. Bu bilinçle, deprem zararlarını azaltmak için çalışmalar hız kazandı. AFAD tarafından yürütülen projeler ve eğitim kampanyaları, toplumun afetlere hazırlıklı olması için büyük önem taşıyor.
Türkiye'nin deprem hazırlığı
Son yıllarda açıklanan verilere göre, Türkiye genelinde 68 milyon insan aktif deprem kuşakları üzerinde yaşıyor. Bu nedenle, bina stoklarının depreme dayanıklı hale getirilmesi ve kentsel dönüşümün hızlandırılması, uzmanlar tarafından sürekli dile getirilen en kritik konular arasında. Marmara Bölgesi'nde ise beklenen büyük deprem senaryoları, yetkililerin çalışmalarını yoğunlaştırmasına yol açıyor.
Özellikle İstanbul'da riskli bölgelerde yaşayan vatandaşlar için deprem sigortası yaptırmanın önemi sıkça vurgulanıyor. Ancak uzmanlar, sigortanın yanı sıra binaların güçlendirilmesi gerektiğine de dikkat çekiyor. Sabriye Çap gibi deprem acısını yaşayan insanların hikayeleri, bu tedbirlerin ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.
Gelecek nesiller için dersler
27 yılın ardından, deprem gerçeğini hiç yaşamamış yeni nesiller de artık bu afetin sonuçlarını öğreniyor. Okullarda deprem eğitimi verilmesi, tatbikatlar yapılması, toplumun bir bütün olarak bilinçlendirilmesini sağlıyor. Ancak Sabriye Çap'ın da ifade ettiği gibi, acıların dinmesi kolay değil. Yine de, geçmişten çıkarılan derslerle gelecekte daha az kayıp yaşanması tüm depremzedelerin en büyük dileği.
Anma törenlerinde bir araya gelen insanlar, sadece kayıplarını anmakla kalmıyor; aynı zamanda gelecek için bir arada yaşamın önemini vurguluyorlar. Depremden önce ve sonra yaşanan dayanışma hikayeleri, toplumun gücünü ortaya koyuyor.
Sonuç: Acının Gölgesinde Umut
Sabriye Çap'ın hikayesi, Marmara Depremi'nin unutulmaz gerçeklerinden yalnızca biri. 17 Ağustos 1999'da yaşanan kayıplar, bugün hâlâ binlerce kişinin kalbinde taze bir yara olarak duruyor. Ancak bu topraklar, her felaketin ardından yeniden ayağa kalkmayı başarmıştır. Deprem acısını yaşayanların bir sonraki nesillere aktardığı en önemli miras, hazırlıklı olmanın ve dayanışmanın değeridir.
Yarın, Türkiye bir kez daha 17 Ağustos'u anarken, kayıplarımızı rahmetle anıyor, yakınlarını kaybedenlerin acısını paylaşıyoruz. Sabriye Çap'ın sözleri, bu acının asla dinmeyeceğini ama birlikte yaşamanın güç verdiğini hatırlatıyor. İyi ki varsınız, iyi ki birlikteyiz.