22 Ağustos 2026 sabahı, işgal altındaki Batı Şeria'da yeni bir askeri operasyon dalgası yaşandı. İsrail ordusu, Ramallah'ın kuzeydoğusundaki El-Mugayyir köyünü giriş-çıkışlara tamamen kapattığını duyurdu. Hemen ardından Cenin ve El Halil kentlerinde düzenlenen eş zamanlı baskınlarda 6 Filistinlinin gözaltına alındığı bildirildi. Bu gelişme, bölgede uzun süredir devam eden askeri operasyonların yeni bir halkası olarak değerlendirilirken, uluslararası toplumun tepkisini de beraberinde getirdi.
El-Mugayyir, Ramallah şehir merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta, yaklaşık 5 bin nüfuslu bir Batı Şeria köyüdür. Köy, stratejik konumu nedeniyle İsrail yerleşimcilerinin ve ordusunun sık sık hedefi haline geliyor. Özellikle son bir yılda köy çevresinde çok sayıda askeri nokta kurulduğu ve tarım arazilerine el konulduğu belirtiliyor. Bu kez köyün tamamen kapatılması, sakinlerin dış dünyayla tüm bağlantısını kesmiş durumda.
El-Mugayyir Köyü Neden Kapatıldı?
İsrail ordusundan yapılan kısa yazılı açıklamada, köyün kapatılmasının “güvenlik değerlendirmesi” çerçevesinde yapıldığı öne sürüldü. Ancak Filistinli kaynaklar, bu tür uygulamaların kolektif cezalandırma anlamına geldiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. Köy muhtarı yaptığı açıklamada,
“Köyümüz artık bir açık hava hapishanesine dönüştü. İnsanlar evlerine bile gidemiyor, hastalar hastaneye ulaşamıyor. Bu durum insanlık dışıdır.”
ifadelerini kullandı.
Köyün Stratejik Önemi
El-Mugayyir, Beyt El yerleşim birimi ve Doğu Kudüs arasındaki bağlantı yolları üzerinde bulunuyor. Bu konum, köyü hem İsrail ordusu hem de Filistinli direniş grupları için stratejik hale getiriyor. Bölgede son iki yılda en az 12 kez benzer kapatma uygulandığı kaydedildi. Her kapatmada köy sakinlerinin günlük yaşamı tamamen durma noktasına geliyor, özellikle tarım ürünlerinin sevkiyatı sekteye uğruyor.
Gözaltına Alınan Filistinliler
Cenin'de düzenlenen baskında gözaltına alınan 4 kişinin, İslami Cihad örgütüyle bağlantılı olduğu iddia ediliyor. El Halil'deki operasyonda ise 2 kişinin gözaltına alındığı, evlerinde yapılan aramalarda bazı eşyalara el konulduğu öğrenildi. Gözaltına alınanların yaşları 19 ile 45 arasında değişiyor. Filistin İnsan Hakları Komisyonu, gözaltıların çoğunlukla idari tutuklama olarak adlandırılan ve hiçbir suçlama olmaksızın süresiz tutmayı içeren bir uygulamayla yapıldığını belirtiyor.
Batı Şeria'da Artan Askeri Operasyonlar
Bugün yaşanan gelişme, Batı Şeria'da son aylarda tırmanan askeri operasyonların yalnızca bir parçası. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2026 yılının ilk yedi ayında Batı Şeria'da en az 165 Filistinli İsrail güçleri tarafından öldürüldü. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre %40 artış anlamına geliyor. Aynı dönemde 2 bin 400'den fazla Filistinli gözaltına alındı. İsrail tarafında ise 22 İsrailli sivil ve asker çeşitli saldırılarda hayatını kaybetti.
Son Dönemdeki Operasyonların Analizi
Uzmanlar, bu artışın arkasında birkaç faktörün olduğunu belirtiyor. Bunlardan ilki, Gazze'deki savaşın ardından İsrail ordusunun dikkatini Batı Şeria'ya çevirmiş olması. İkincisi, Filistinli silahlı grupların Batı Şeria'da giderek daha örgütlü hale gelmesi. Üçüncüsü ise İsrail'deki aşırı sağcı hükümetin, yerleşim birimlerini genişletme politikasını sert bir şekilde sürdürmesi. Tel Aviv hükümeti, bu operasyonların “terörle mücadele” kapsamında olduğunu savunuyor.
Filistin Halkı Üzerindeki Etkileri
İsrail ordusunun sık sık uyguladığı kapatma ve baskınlar, Filistinlilerin günlük yaşamını derinden etkiliyor. Dünya Bankası raporuna göre, Batı Şeria'daki hareket kısıtlamaları Filistin ekonomisine yılda 3 milyar dolardan fazla kayba neden oluyor. Ayrıca sağlık sistemi çökme noktasına gelmiş durumda; hastaların ve ambulansların geçişine izin verilmemesi sık sık ölümlerle sonuçlanıyor. Eğitim de olumsuz etkileniyor; İsrail birlikleri bazen okullara el koyarak askeri karargâh olarak kullanıyor.
Uluslararası Hukuk ve Siyasi Tepkiler
El-Mugayyir köyünün kapatılması, uluslararası toplumda geniş yankı buldu. Birleşmiş Milletler, İsrail'in bu tür uygulamalarının Cenevre Sözleşmeleri'nin açık ihlali olduğunu belirten açıklamalar yayımladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü ise yaptığı yazılı açıklamada, “Kolektif cezalandırma politikaları bir savaş suçudur ve derhal sona erdirilmelidir” dedi. Bu ifadeler, bir kez daha dünya gündeminde yerini aldı.
Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları Örgütleri
Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı, köydeki insani durumun giderek kötüleştiğini ve acil müdahale gerektirdiğini duyurdu. Örgüt, “Batı Şeria'da benzeri görülmemiş bir baskı dönemi yaşıyoruz” açıklamasını yaparak, uluslararası topluma çağrıda bulundu. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin konuyla ilgili olarak ön inceleme başlatması için imza toplanmaya başlandı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı, İsrail'in bu tutumunu kınayan ortak bir bildiri yayımladı. Türkiye'den de tepki gecikmedi; Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, “İsrail'in saldırgan politikaları bölgesel barışa yönelik en büyük tehdittir” ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği ise yalnızca kınama ile yetinirken, ABD'den şu ana kadar somut bir açıklama gelmedi. Bu durum, İsrail'in bölgesel güvenliği sağlama iddiasının ne kadar tartışmalı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelecek Senaryoları ve Barış Umudu
Batı Şeria'daki bu gelişmeler, iki devletli çözümün uygulanabilirliğini her geçen gün zorlaştırıyor. İsrail'in yerleşim politikaları ve askeri operasyonlar, Filistinlilerin devlet kurma hayalini giderek imkânsız hale getiriyor. Analistler, mevcut gidişatın sürmesi halinde 2026 sonuna kadar Batı Şeria'da daha büyük çaplı çatışmaların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, bazı uluslararası aktörler, tarafları yeniden müzakere masasına oturmaya çağırıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde ilerleme kaydedilememesi, barış umutlarını azaltıyor. Filistinli yetkililer, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskıyı artırması gerektiğini, aksi takdirde bölgenin kaosun eşiğine geleceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, El-Mugayyir köyünün kapatılması ve 6 Filistinlinin gözaltına alınması, Batı Şeria'daki yaşamı daha da dayanılmaz hale getiren bir tablonun son örneğidir. Uluslararası hukukun açıkça göz ardı edilmesi, kalıcı bir barışın önündeki en büyük engel olarak duruyor. Bu süreçte dünya toplumlarının görevi, bu zulme karşı sesini yükseltmek ve adalet arayışını desteklemektir.