Bugün sabah saatlerinde işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı bir köyde düzenlenen askeri operasyonda, İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucu 14 yaşındaki Muhammed Ebdullah adlı bir çocuk göğsünden vurularak ağır yaralandı. Görgü tanıklarının verdiği bilgiye göre, evinin önünde oynayan çocuğa askerler hiçbir uyarı yapmadan ateş açtı. Olayın ardından bölgeye gelen sağlık ekipleri, çocuğu ambulansla hastaneye kaldırdı. Filistin Sağlık Bakanlığı, çocuğun durumunun kritik olduğunu ve yaşam mücadelesi verdiğini açıkladı.
Aynı operasyonda 5 Filistinli de gözaltına alındı. Filistinli kaynaklar, gözaltına alınanların kimlikleri hakkında bilgi verirken, İsrail ordusunun baskın sırasında bölgedeki evleri aradığını ve çok sayıda kişiyi sorguladığını aktardı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, askerlerin kendilerine taş atan bir gruba müdahale ettiği ve bu sırada ateş açıldığı öne sürüldü. Ancak görgü tanıkları, çocuğun olayla hiçbir ilgisinin olmadığını, yalnızca evinin avlusunda oyun oynadığını ifade etti.
İşgal Altında Artan Şiddet ve Gözaltılar
Batı Şeria, 1967 yılından bu yana İsrail tarafından işgal altında tutuluyor. Bu süreçte binlerce Filistinli yaşamını yitirdi, on binlercesi yaralandı, yüz binlercesi ise gözaltına alındı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Batı Şeria'da son yıllarda artan askeri operasyonlar ve yerleşimci saldırıları nedeniyle sivil kayıplarında ciddi bir artış yaşanıyor. Özellikle 2025 yılı, İkinci İntifada'dan bu yana en kanlı yıllardan biri olarak kayıtlara geçti.
Yaşanan son olay, barış görüşmelerinin uzun süredir askıda olduğu bir dönemde bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Filistinli yetkililer, İsrail'in bu tür eylemlerinin geniş çaplı bir ayaklanmayı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, İsrail ordusunun operasyonları gerekçelendirirken sıklıkla "terörle mücadele" ifadesini kullanması, uluslararası hukuk çerçevesinde ciddi tartışmalara yol açıyor.
Çocukların Hedef Alınması: İstatistikler Ne Diyor?
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), işgal altındaki Filistin topraklarında her yıl yüzlerce çocuğun şiddete maruz kaldığını raporluyor. UNICEF'in 2025 yılı raporuna göre, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 48 Filistinli çocuk hayatını kaybetti. Bu sayı, bir önceki yıla göre %12 oranında bir artış anlamına geliyor. Ayrıca, yüzlerce çocuk çeşitli nedenlerle gözaltına alınıyor ve sorgulamalar sırasında kötü muameleye maruz bırakılıyor.
İnsan hakları örgütleri, İsrail askerlerinin çocuklara yönelik orantısız güç kullanımını sık sık eleştiriyor. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), yayımladıkları raporlarda İsrail'in uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini ve özellikle çocukların korunmasına dair hükümlerin çiğnendiğini vurguluyor. Bu raporlar, İsrail'in sistematik bir şiddet politikası izlediğine dair önemli kanıtlar sunuyor.
Yerleşimciler ve Askeri Operasyonlar
Batı Şeria'da son yıllarda İsrail yerleşimcilerinin saldırıları da ciddi bir artış gösteriyor. Uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşimler, bölgedeki gerilimin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Yerleşimcilerin korunması bahanesiyle düzenlenen askeri operasyonlarda çoğu zaman sivil halk hedef alınıyor. Bu durum, uluslararası toplumun tepkisini çekerken, Batı Şeria'daki yaşam koşullarını da giderek daha dayanılmaz hale getiriyor.
Geçtiğimiz haftalarda El-Halil, Nablus ve Cenin gibi kentlerde benzer olayların yaşandığı bildirildi. İsrail güçleri, bu kentlere düzenledikleri baskınlarda çok sayıda Filistinliyi gözaltına almış, bazılarına da ateş açmıştı. Bu operasyonların hız kesmeden devam etmesi, bölgede kalıcı bir çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları İhlalleri
İsrail'in Filistin topraklarındaki askeri varlığı, 1949 Cenevre Sözleşmeleri'ne açıkça aykırı olarak değerlendiriliyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024 tarihli danışma görüşünde, İsrail'in işgalinin yasa dışı olduğu ve derhal sona erdirilmesi gerektiği belirtilmişti. Bu karar, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ancak İsrail yönetimi kararı tanımadığını açıklamıştı. Bu durum, uluslararası toplumun kararlarının bağlayıcılığı konusundaki tartışmaları da yeniden gündeme getirdi.
Çocukların silahlı çatışmalardan korunmasına ilişkin normlar da bu bağlamda büyük önem taşıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin çeşitli kararlarında, çatışma bölgelerinde çocuklara yönelik şiddetin kınandığı ve taraflara uluslararası hukuka uyma çağrısı yapıldığı hatırlatılıyor. Ancak bu kararların uygulanmasında sistematik bir eksiklik mevcut. Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2021 yılında başlattığı soruşturma kapsamında bu tür vakaları incelemeye devam ediyor.
İsrail'in Yükümlülükleri
İşgalci bir güç olarak İsrail, Cenevre Sözleşmeleri'nin öngördüğü şekilde, sivil halkın güvenliğini sağlamakla yükümlü. Ancak uygulamada bu yükümlülüklerin sürekli ihlal edildiği görülüyor. İsrail ordusunun, gözaltına aldığı Filistinlilere yönelik kötü muamele ve işkence iddiaları da sıklıkla raporlara yansıyor. Özellikle çocukların gözaltı süreçlerinde ailelerinden habersiz alıkonulması, uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak kabul ediliyor.
Filistinli yetkililer, yaşanan bu son olayın uluslararası mahkemelere taşınması için harekete geçti. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Bu vahşet cezasız kalmamalı" denilerek Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvuru yapılacağını duyurdu. Benzer girişimlerin önceki olaylarda da yapıldığı ancak sonuç alınamadığı biliniyor.
Uluslararası Tepkiler ve Kınamalar
Yaşanan saldırının ardından uluslararası toplumdan peş peşe kınama mesajları geldi. Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü yaptığı açıklamada, "Çocuklara yönelik şiddet asla kabul edilemez" ifadelerini kullandı ve olayın derhal soruşturulması çağrısında bulundu. Avrupa Birliği ve Arap Birliği de benzer şekilde İsrail'i kınayan açıklamalar yayımladı.
Türkiye'den de olaya ilişkin sert bir tepki geldi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "İsrail'in saldırgan tutumu uluslararası hukukun hiçe sayılmasıdır. Bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz" denildi. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği'nin konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşıyacağı bildirildi.
Bölgesel ve Siyasi Yansımalar
Bu olay, uzun süredir çıkmaza giren barış sürecine yeni bir darbe olarak değerlendiriliyor. Filistin Yönetimi, İsrail ile güvenlik koordinasyonunu askıya alma kararı alabileceğinin sinyalini verdi. Bu durum, bölgedeki dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Öte yandan, İsrail'de aşırı sağ partilerin koalisyon ortağı olması, barış umutlarını daha da azaltıyor. İsrail Başbakanı'nın görevde kalması, uluslararası toplumun arabuluculuk çabalarını da olumsuz etkiliyor.
Uzmanlar, bu tür olayların Filistinliler arasında öfkeyi artırdığını ve yeni bir silahlı direniş dalgasını tetikleyebileceğini belirtiyor. Siyasi analistlere göre, İsrail'in aşırı güç kullanımı, Filistin direniş gruplarının toplumdaki desteğini güçlendiriyor. Bu durum, çatışmanın daha da derinleşmesine ve bölgesel istikrarsızlığın artmasına yol açabilir.
Filistinli Yetkililerin Açıklamaları
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, olayı "savaş suçu" olarak nitelendirdi ve "Bu yaptıklarının hesabını mutlaka verecekler" dedi. Filistin Sağlık Bakanlığı, yaralı çocuğun durumunun ciddi olduğunu ve tedavisinin devam ettiğini açıkladı. Hamas ve İslami Cihad hareketleri de yaptıkları açıklamalarda, "Bu suçun karşılıksız kalmayacağını" belirterek intifada çağrısında bulundu.
Batı Şeria'nın birçok kentinde olayı protesto etmek amacıyla geniş katılımlı gösteriler düzenlendi. Göstericiler, "Çocuklarımızı öldüremezsiniz", "İşgale son" sloganları attı. İsrail güvenlik güçlerinin gösterilere müdahalesi sonucu bazı göstericilerin yaralandığı, çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Çatışmaların öğleden sonra da devam ettiği aktarılıyor.
Barış Süreci Üzerindeki Etkiler
Uzun süredir askıda olan barış görüşmelerinin yeniden başlatılması için uluslararası çabalar sürüyor. Ancak bu tür şiddet olayları, taraflar arasındaki güveni daha da zedeliyor. İki devletli çözümün giderek imkânsız hale geldiği yorumları yapılıyor. Uluslararası toplumun, İsrail üzerinde etkili bir baskı kurması gerektiği sık sık dile getiriliyor. Birleşmiş Milletler'e göre, işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin temel hakları sürekli ihlal ediliyor ve bu durum uluslararası barış ve güvenliği tehdit ediyor.
Önümüzdeki süreçte, bu olayın uluslararası alanda yankılarının sürmesi bekleniyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı çağrıları yapılıyor. Ayrıca, sivil toplum kuruluşları İsrail'e yönelik silah ambargosu ve yaptırım kampanyalarını yoğunlaştırabilir. İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle birçok ülkede yargı süreçlerinin başlatılabileceği de konuşulanlar arasında.
Sonuç ve Değerlendirme
Batı Şeria'da yaşanan bu son olay, İsrail işgalinin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. 14 yaşındaki bir çocuğun göğsünden vurulması, yalnızca bir insan hakları ihlali değil, aynı zamanda uluslararası hukukun da açık bir ihlalidir. Bu tür eylemlerin sona ermesi için uluslararası toplumun caydırıcı adımlar atması zorunludur. Aksi takdirde, işgal altındaki topraklarda şiddet sarmalı daha da derinleşecektir.
Filistinli çocukların korunması, tüm insanlığın ortak sorumluluğudur. Bugün Batı Şeria'da bir çocuk vuruluyorsa, yarın dünyanın herhangi bir yerinde başka bir çocuk vurulabilir. Bu nedenle, İsrail'in işgal politikalarına karşı kararlı bir duruş sergilenmeli, çocukların üzerindeki savaş ve şiddet gölgesi bir an önce kaldırılmalıdır. Uluslararası toplumun, bu zulmü durdurmak için gerekli siyasi iradeyi göstermesi beklenmektedir.