BM: Gazze, 2025'te de Yardım Çalışanları İçin En Ölümcül Bölge Oldu

Birleşmiş Milletler'in yeni raporuna göre 2025, insani yardım çalışanları için tarihin en ölümcül yılı oldu. Gazze'de 186 yardım çalışanı hayatını kaybetti; uluslararası topluma koruma çağrısı yapıldı.

Haberi sesli dinle

BM: Gazze, 2025'te de Yardım Çalışanları İçin En Ölümcül Bölge Oldu

Haberi sesli dinle

Yapay Zeka ile Seslendirilmiştir

BM: Gazze, 2025'te de Yardım Çalışanları İçin En Ölümcül Bölge Oldu

Hazır. Dinlemeye başlamak için oynata basın.

00:00 00:00 00:00
8 dk okuma 9 görüntülenme
BM: Gazze, 2025'te de Yardım Çalışanları İçin En Ölümcül Bölge Oldu

Birleşmiş Milletler (BM), 2025 yılını insani yardım çalışanları için tarihin en ölümcül yılı olarak kayıtlara geçirdi. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yayımlanan son raporda, dünya genelinde 280’den fazla insani yardım çalışanının hayatını kaybettiği belirtilirken, Gazze’nin üst üste üçüncü kez en fazla ölümün yaşandığı bölge olduğu vurgulandı. Raporda, Gazze’de 186 insani yardım çalışanının öldürüldüğü açıklandı.

Bu acı tablo, 7 Ekim 2023’te başlayan İsrail-Hamas savaşının insani kriz üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha ortaya koyuyor. OCHA’nın verilerine göre, öldürülen yardım görevlilerinin büyük bölümü Gazze’de yaşanan şiddet olaylarında hayatını kaybetti. Bu durum, uluslararası toplumun çatışmalara müdahale biçimini ve insani yardım çalışanlarının güvenliğine yönelik tehditleri yeniden gündeme getiriyor.

Raporun Perde Arkası: İnsani Çalışanlara Yönelik Şiddette Rekor

Küresel Ölçekte Kanlı Tablo

OCHA’nın İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi verilerine göre, 2025 yılı boyunca dünya genelinde en az 280 insani yardım çalışanı öldürüldü. Bu sayı, bir önceki yıl kaydedilen 240 kişilik rekoru önemli ölçüde aşarak tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Artışın arka planında, Gazze başta olmak üzere çatışma bölgelerinde artan yoğunluk ve uluslararası insancıl hukuk kurallarının göz ardı edilmesi yer alıyor.

Rapora göre, insani yardım çalışanlarına yönelik şiddet olayları sadece ölümlerle sınırlı değil. Yaralanma, kaçırılma ve taciz vakaları da endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Dünya Sağlık Örgütü ve diğer BM kuruluşları, bu saldırıların insani yardım operasyonlarını doğrudan tehdit ettiğini ve milyonlarca sivili gıda, su, sağlık hizmeti gibi temel ihtiyaçlardan mahrum bıraktığını kaydediyor.

Bölgesel Dağılım ve Gazze

Rakamlar bölgesel olarak incelendiğinde, Gazze’nin açık ara ilk sırada olduğu görülüyor. 186 ölümle Gazze, tüm dünyadaki insani yardım çalışanı ölümlerinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Gazze’yi şiddet olaylarının yaşandığı Sudan, Yemen ve Ukrayna gibi diğer çatışma bölgeleri takip ediyor. Ancak hiçbir bölge, Gazze’deki insani yardım çalışanlarının karşı karşıya kaldığı tehlikeyle kıyaslanamıyor.

İnsani yardım örgütleri, Gazze’deki durumun “tam bir felaket” olduğunu ifade ediyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, yaptığı açıklamada, insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ancak sorumluların adalet önüne çıkarılmadığını söyledi. Bu açıklama, cezasızlık ortamının sürmesi halinde yardım ekiplerinin daha da hedef alınacağı endişesini artırıyor.

Gazze: İnsani Krizin Merkezinde Ölümler

Çatışmanın Yıkıcı Etkisi

Gazze Şeridi, İsrail ile Hamas arasındaki savaş nedeniyle adeta yaşanmaz bir hale geldi. 2 milyondan fazla Filistinlinin yerinden edildiği bölgede, insani yardım çalışanları ateş hattında görev yapmaya çalışıyor. Ölen 186 yardım çalışanının büyük çoğunluğu, BM’nin kurumlarında veya yerel ve uluslararası sivil toplum örgütlerinde görev yapan kişilerden oluşuyor.

BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), çalışanlarının sayısız saldırıya maruz kaldığını ve ölen personelin büyük bir kısmının bu ajansa bağlı olduğunu duyurdu. UNRWA yetkilileri, yardım personelinin güvenliğini sağlamanın imkânsız hale geldiğini ve operasyonların sürdürülebilmesi için acil ateşkes gerektiğini vurguluyor.

Yardım Operasyonlarının Kısıtlanması

Gazze’deki güvenlik durumu, insani yardımların ulaştırılmasını neredeyse engelliyor. Birçok yardım kuruluşu, sürekli saldırı riski nedeniyle personelini bölgeden tahliye etmek zorunda kalıyor. Bu durum, açlık, hastalık ve temel ihtiyaçlara erişimde büyük sıkıntılar yaşayan Gazzeli sivilleri daha da zor durumda bırakıyor.

İnsani yardım konvoyları da sıklıkla ulaşım engelleri ve saldırılarla karşılaşıyor. Son bir yılda onlarca yardım konvoyuna el konulduğu veya yağmalandığı bildiriliyor. Bu da zaten felç durumunda olan insani krizi daha da derinleştiriyor. Dünya Gıda Programı, Gazze’deki gıda güvencesizliğinin “kıtlık boyutuna” ulaştığını, her dört kişiden birinin günlük gıda bulamadığını açıkladı.

Uluslararası Hukuk ve Cezasızlık

İnsancıl Hukukun İhlali

İnsani yardım çalışanlarını hedef almak, Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukuk kapsamında savaş suçu olarak tanımlanıyor. Ancak uzmanlar, bu kuralların sistematik biçimde ihlal edildiğine dikkat çekiyor. Özellikle çatışmanın taraflarından biri olan İsrail ordusu, yardım çalışanlarının Hamas mensuplarını koruma kalkanı olarak kullandığına yönelik iddialarda bulunuyor; insani yardım kuruluşları ise bu iddiaları reddediyor.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ve İsrail’i savaş suçları nedeniyle inceleyen soruşturmalar, yardım çalışanlarına yönelik saldırıların cezalandırılması adına önemli bir umut olarak görülüyor. Ancak süreçlerin yavaş ilerlemesi ve uluslararası toplumun siyasi bölünmüşlüğü, adalet beklentilerini zayıflatıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), yardım çalışanlarına yönelik saldırıların belgelenerek faillerin yargılanması için çağrı yapıyor.

Uluslararası Toplumun Rolü

BM Güvenlik Konseyi, Gazze’de insani ateşkes talep eden kararları veto veya çekimser oylar nedeniyle kabul edemezken, uluslararası toplumun da bu konudaki tutumu eleştiriliyor. Batılı ülkelerin çoğu İsrail’e verdiği destek nedeniyle dolaylı olarak bu tablonun sürmesine katkı sağladığı yorumları yapılıyor. Türkiye, Mısır ve Katar gibi ülkeler ise ateşkes için yoğun diplomatik çaba harcıyor; ancak kalıcı bir çözüm henüz sağlanabilmiş değil.

BM Genel Kurulu’na sunulan son karar tasarısı, insani yardım çalışanlarının korunması başlığı altında tüm taraflara uluslararası insancıl hukuk kurallarına uyma çağrısı yapıyor. Ancak kararların yaptırım gücü olmadığı için fiili bir değişim yaratılmıyor. Uzmanlar, kalıcı bir çözüm için devletlerin siyasi iradesinin artık harekete geçmesi gerektiğini belirtiyor.

Gelecek İçin Çözüm Arayışları

Ateşkes Çağrıları

İnsani yardım çalışanlarının güvenliği, ancak çatışmaların sona ermesiyle mümkün olabilecek. Bu nedenle BM ve uluslararası kuruluşlar, acil ve kalıcı ateşkes için çağrılarını yinelemelerine rağmen, taraflar arasındaki güvensizlik ve siyasi çıkar çatışmaları bir türlü aşılamıyor. Gazze’de yaşayan sivillerin yanı sıra yardım çalışanlarının da korunması, insani değerlerin bir gereği olarak öne çıkıyor.

Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi bölgesel örgütler, Gazze’deki insani durumun ciddiyetini ele alarak kalıcı ateşkes ve iki devletli çözüm için ortak bir tutum belirlemeye çalışıyor. Ancak bu çabaların sonuç vermesi, uluslararası aktörlerin de desteğiyle mümkün olacak.

Koruma Mekanizmalarının Güçlendirilmesi

İnsani yardım çalışanlarının korunmasına yönelik önerilerden biri de barış gücü veya koruma misyonlarının bölgeye konuşlandırılması. Ancak Filistin topraklarında böyle bir görev gücü oluşturmak, siyasi engeller nedeniyle şu ana kadar mümkün olmadı. Alternatif olarak, insani yardım operasyonlarının planlanmasında güvenli koridorların oluşturulması ve taraflarca saygı duyulması üzerinde duruluyor.

Uzmanlar, insani yardım kuruluşlarının risk değerlendirme ve güvenlik kapasitelerinin artırılması gerektiğini de vurguluyor. Özellikle yerel personelin korunması, uluslararası personelden daha büyük önem taşıyor. Çünkü öldürülen yardım çalışanlarının büyük çoğunluğunu yerel halktan kişiler oluşturuyor. Bu nedenle yerel kapasitenin güçlendirilmesi ve toplum temelli koruma mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

BM’nin açıkladığı bu karanlık tablo, insani yardım çalışanlarının dünyanın en tehlikeli bölgelerinde hiçbir güvenlik garantisi olmadan görev yapmaya çalıştığını gösteriyor. Gazze’de yaşanan kayıplar, sadece sayısal verilerden ibaret değil; her birinin arkasında kahramanca çalışan insanlar yatıyor. Uluslararası toplumun bu tablo karşısında sessiz kalması, gelecekte daha büyük insani felaketlerin habercisi olabilir. Kalıcı barış ve adalet sağlanmadan, insani yardım çalışanlarına yönelik şiddet sona ermeyecek gibi görünüyor. Bu nedenle dünya liderlerinin artık yalnızca kınama mesajları değil, somut adımlar atması gerekiyor.

Yayın Notu

Yayın sorumlusu: Serdar KAAN

Son güncelleme: 22 Ağustos 2026, 11:54

Bu haberi paylaş:

📊 Sizce Gazze'deki insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıları önlemek için uluslararası toplum yeterli adım atıyor mu?

Toplam 0 oy

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.