BM'den Korkunç Rapor: Gazze 2025'te de En Ölümcül Bölge!

Birleşmiş Milletler, 2025 yılında insani yardım çalışanlarına yönelik şiddetin rekor kırdığını ve Gazze'nin 186 çalışanın ölümüyle en tehlikeli bölge olduğunu açıkladı. Rapor, çatışma bölgelerinde yardım personelinin giderek artan şekilde hedef alındığını ortaya koyuyor.

Haberi sesli dinle

BM'den Korkunç Rapor: Gazze 2025'te de En Ölümcül Bölge!

Haberi sesli dinle

Yapay Zeka ile Seslendirilmiştir

BM'den Korkunç Rapor: Gazze 2025'te de En Ölümcül Bölge!

Hazır. Dinlemeye başlamak için oynata basın.

00:00 00:00 00:00
7 dk okuma 9 görüntülenme
BM'den Korkunç Rapor: Gazze 2025'te de En Ölümcül Bölge!

Birleşmiş Milletler (BM), insani yardım çalışanlarına yönelik şiddetin 2025 yılında endişe verici bir rekor kırdığını ve Gazze'nin üst üste üçüncü kez dünyanın en ölümcül bölgesi olduğunu duyurdu. BM'nin yayımladığı yeni rapora göre, 2025'te dünya genelinde 186'sı Gazze'de olmak üzere toplam 887 insani yardım çalışanı hayatını kaybetti. Bu rakamlar, çatışma bölgelerinde görev yapan yardım personelinin güvenliğinin giderek kötüleştiğini gözler önüne seriyor.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine dayanan rapor, yardım çalışanlarının artık sadece çatışmaların 'yan hasarı' olarak değil, doğrudan hedef alındığını ortaya koyuyor. Özellikle İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, insani yardım personelinin güvenliğini garanti altına alan uluslararası hukukun ağır ihlallerine yol açmış durumda. Raporda, 'Savaşın bir parçası olarak insani yardım çalışanlarının hedef alınması, uluslararası toplumun yüzleşmesi gereken bir insanlık suçudur' ifadesine yer verildi.

Gazze: İnsani Yardım Çalışanları için En Karanlık Yıl

Rapora göre, Gazze'de 2025 yılı boyunca 186 insani yardım çalışanı öldürüldü. Bu sayı, 2023'teki 101 ve 2024'teki 145 ölümün üzerine çıkarak üst üste üçüncü yıl en yüksek seviyeye ulaştı. BM yetkilileri, bu ölümlerin büyük bir kısmının BM kuruluşları, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi ve yerel sivil toplum örgütlerine bağlı personeli kapsadığını belirtti. Ölenler arasında sağlık ekipleri, su ve sanitasyon uzmanları, gıda dağıtım görevlileri ve psikososyal destek çalışanları bulunuyor.

Gazze'deki durum, insani yardımın fiilen engellendiği bir tablo çiziyor. UNRWA yetkilileri, yardım konvoylarının sistematik olarak engellendiğini, hastane ve okulların bombalandığını, bu nedenle sahada görev yapan personelin sürekli risk altında olduğunu vurguluyor. BM Genel Sekreteri António Guterres ise yaptığı yazılı açıklamada, 'Bu saldırılar sadece bireylere yönelik değil, aynı zamanda insani yardım ilkelerinin ve savaş kurallarının da yok sayılmasıdır' dedi.

Küresel Veriler ve Diğer Çatışma Bölgeleri

Gazze'deki ölümler, dünya genelindeki insani yardım çalışanı kayıplarının yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Raporda, Sudan'da da çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte çok sayıda yardım çalışanının hedef alındığı belirtiliyor. Sudan'da 2025'te 88 yardım çalışanı öldürüldü; bu da ülkeyi Gazze'nin ardından en tehlikeli ikinci bölge haline getirdi. Diğer yandan Ukrayna, Yemen ve Etiyopya'nın Tigray bölgesi de ciddi kayıpların yaşandığı alanlar olarak öne çıktı.

BM'ye göre, insani yardım çalışanlarına yönelik şiddet yalnızca ölümlerle sınırlı değil. 2025 yılında en az 1.800 yardım çalışanı yaralandı veya kaçırıldı. Bu rakam, bir önceki yıla göre %35'lik bir artış anlamına geliyor. Ayrıca, yardım malzemesi taşıyan araçların yağmalanması, sağlık tesislerinin işgal edilmesi ve insani erişimin engellenmesi gibi vakalar da neredeyse günlük hale geldi.

Uluslararası Toplumun Tepkisi ve Cezasızlık Sorunu

BM raporu, bu trajedilerin önlenmesine yönelik uluslararası mekanizmaların neden etkisiz kaldığını da masaya yatırıyor. Raporda, 'İnsani yardım çalışanlarına yönelik saldırıların faillerinin neredeyse hiçbir zaman yargı önüne çıkarılmadığı, bu durumun cezasızlık kültürünü beslediği' vurgulanıyor. Bugüne kadar yapılan çok sayıda çağrıya rağmen, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından Gazze'de işlenen savaş suçlarına ilişkin somut bir soruşturma ilerlemesi sağlanamadı. İnsan hakları örgütleri, BM Güvenlik Konseyi'nin bu konuda hareketsiz kaldığını ve siyasi çıkarların insani değerlerin önüne geçtiğini eleştiriyor.

Öte yandan, birçok ülke kendi diplomatik temsilcileri aracılığıyla kınama mesajları yayımlasa da, rapor bu kınamaların 'kağıt üzerinde kaldığını' belirtiyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) yetkilileri, yardım çalışanlarının korunması için tarafların uluslararası insancıl hukuka uymaları gerektiğini, bunun sağlanmadığı takdirde insani faaliyetlerin tamamen durma noktasına geleceğini ifade ediyor. ICRC'nin Acil Durumlar Direktörü, 'Ekiplerimiz artık Gazze'de ailelerin yanında olamıyor; bu, bölgedeki siviller için ölüm kalım meselesidir' şeklinde konuştu.

İnsani Erişim Engelleri ve Operasyonel Zorluklar

Rapor, sadece doğrudan saldırıların değil, aynı zamanda bürokratik engellerin ve erişim kısıtlamalarının da yardım çalışanlarını dolaylı yoldan öldürdüğünü ortaya koyuyor. Gazze'ye insani yardım sevkiyatı için gerekli izinlerin sistematik olarak reddedilmesi, yakıt kısıtlamaları ve iletişim kesintileri, yardım operasyonlarının felç olmasına neden oluyor. BM, 2025'te Gazze'ye yapılan insani yardım çağrılarının %72'sinin finanse edilemediğini de kayıtlara geçirdi.

Bu koşullar altında, bazı büyük uluslararası yardım kuruluşları operasyonlarını askıya alma kararı aldı. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), güvenlik gerekçesiyle Gazze'deki birkaç kliniğini kapatmak zorunda kaldığını açıkladı. Yerel yardım örgütleri ise uluslararası ağların desteği olmadan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu durum, sivillerin temel gıda, su ve sağlık hizmetlerine erişimini daha da imkânsız hale getiriyor.

Sonuç: İnsani Yardım Sisteminin Geleceği

BM raporu, 2026 yılına ilişkin de uyarılarda bulunarak, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde insani yardımın çöküşüne tanıklık edileceğini belirtiyor. Rapor, 'İnsani yardım çalışanları birer hedef haline getirildiği sürece, çatışma bölgelerindeki sivillerin korunmasız kalacağı açıktır' ifadelerini kullanıyor. Uluslararası toplumun, taraflar üzerinde baskı kurarak yardım çalışanlarının güvenliğini garanti altına alması ve saldırıları soruşturması gerektiği vurgulanıyor.

Gelecek öngörülerine bakıldığında, BM'nin acil eylem planı olarak öne sürdüğü öneriler arasında; çatışma taraflarıyla doğrudan müzakere, insani ateşkeslerin sağlanması, yardım koridorlarının açılması ve saldırıların bağımsız soruşturulması için uluslararası bir mekanizma kurulması yer alıyor. Ancak bugüne kadar benzer çağrıların birçoğu sonuçsuz kaldı. İnsani yardım örgütleri bir kez daha seslerini yükseltiyor: Yardım çalışanlarını korumak, savaşın bir kuralı değil, insanlığın bir gereğidir.

Bu rapor, insani yardımın asla hedef alınmaması gerektiği gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor. 2026'da bu kayıpların durmaması halinde, milyonlarca sivil insani krizin en derinini yaşamaya devam edecek.

Sonuç olarak BM, insani yardım çalışanlarını korumaya yönelik somut adımlar atılmadığı takdirde daha fazla can kaybının yaşanacağı konusunda ısrarcı. Uluslararası topluma düşen görev, yalnızca kınama açıklamaları yapmak değil, gerçek anlamda hesap verebilirlik mekanizmalarını işletmek ve çatışma bölgelerinde insani erişimi sürekli kılmaktır. Gazze, dünyanın vicdanının sınandığı yer olmaya devam ediyor; bu sınavdan insanlık olarak başarıyla çıkıp çıkamayacağımız ise önümüzdeki aylarda netleşecek.

Yayın Notu

Yayın sorumlusu: Serdar KAAN

Son güncelleme: 21 Ağustos 2026, 19:33

Bu haberi paylaş:

📊 Sizce insani yardım çalışanlarının korunması için uluslararası toplum ne yapmalı?

Toplam 0 oy

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.