Birleşmiş Milletler (BM), bu hafta yayımladığı çarpıcı raporda, 2025'in insani yardım çalışanları için en ölümcül yıl olduğunu duyurdu. Rapora göre, Gazze'de 186 insani yardım çalışanı öldürüldü ve böylece bölge, üst üste üçüncü yıl boyunca en tehlikeli yer olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, uluslararası toplumun çatışma bölgelerindeki sivil çalışanları koruma konusundaki yetersizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
BM'nin verilerine göre, küresel ölçekte 280'den fazla yardım çalışanı hayatını kaybetti. Bu sayı, bir önceki yıla göre %20'lik bir artışa işaret ediyor. Özellikle Gazze, Sudan, Ukrayna ve Myanmar'daki çatışmalar, insani yardım ekiplerinin karşı karşıya kaldığı risklerin ne kadar arttığını ortaya koyuyor. BM yetkilileri, bu durumun "kabul edilemez bir şiddet" olduğunu vurgularken, tarafları uluslararası insancıl hukuka uymaya çağırdı.
BM Raporunun Ayrıntıları: Rakamlar ve Karşılaştırmalar
Raporda, 2025 yılında yaşanan ölümlerin üçte ikisinin Gazze'de gerçekleştiği ifade ediliyor. İnsani yardım çalışanları arasında yerel personelin çoğunlukta olduğu, uluslararası çalışanların ise bölgeden tahliye edilmesi nedeniyle ölümlerin büyük kısmının Filistinli yardım görevlilerinden oluştuğu belirtiliyor. Bu durum, çatışmaların doğrudan sivilleri ve sağlık çalışanlarını hedef aldığını gösteren ürkütücü bir tablo çiziyor.
Gazze'deki İnsani Kriz ve Yardım Çalışanlarına Yönelik Saldırılar
BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) verilerine göre, 2025 yılında Gazze'de öldürülen yardım çalışanlarının 180'den fazlası UNRWA personeliydi. Bu, ajansın tarihindeki en yüksek kayıp olarak nitelendiriliyor. UNRWA yetkilileri, okul ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların sıklıkla yardım dağıtım noktalarını da hedef aldığını ve insani operasyonların neredeyse imkânsız hale geldiğini dile getiriyor.
Raporda ayrıca, Gazze'de yaklaşık 2,1 milyon insanın insani yardıma muhtaç olduğu, ancak yardım ekiplerinin bölgeye erişiminin ciddi şekilde kısıtlandığı kaydediliyor. İsrail'in uyguladığı abluka ve sınır kapılarındaki kontroller, temel gıda, su ve tıbbi malzemelerin ulaştırılmasını engelliyor. BM, "Açlık ve salgın hastalıkların pençesindeki halk, bir de yardım çalışanlarının ölümüyle kaderine terk ediliyor" değerlendirmesinde bulunuyor.
Gazze Neden Bu Kadar Tehlikeli?
Gazze'deki durum, İsrail ile Hamas arasındaki savaşın üçüncü yılına girmesiyle daha da karmaşık bir hal aldı. Çatışmaların yoğunluğu ve tarafların insani hukuku hiçe sayması, yardım çalışanlarını açık hedef haline getiriyor. BM raporu, saldırıların çoğunun hava bombardımanları ve kara operasyonları sırasında gerçekleştiğini, yardım konvoylarının ise sık sık vurulduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası insancıl hukuk, savaşan tarafların sivil nüfusu ve yardım personelini korumasını şart koşmasına rağmen, ihlallerin cezasız kalması bu tabloyu daha da derinleştiriyor.
Erişim Kısıtlamaları ve Engellemeler
BM ve diğer insani kuruluşlar, Gazze'ye giriş-çıkışların büyük ölçüde engellendiğini ve yardım ekiplerinin çalışma izinlerinin sürekli olarak geciktirildiğini belirtiyor. OCHA (BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi) verilerine göre, 2025 yılında Gazze'ye yönelik insani yardım misyonlarının %34'ü reddedildi veya engellendi. Bu durum, yardım çalışanlarını daha uzun rotalara ve daha tehlikeli koşullara mecbur bırakıyor. Kimi zaman yardım konvoyları, kontrol noktalarında saatlerce bekletilirken, kimi zaman da doğrudan saldırıya uğruyor.
Dünya Genelinde Yardım Çalışanlarına Yönelik Şiddet Artıyor
BM raporu, yalnızca Gazze'yi değil, dünya genelindeki yardım çalışanlarının karşı karşıya kaldığı tehlikeleri de gözler önüne seriyor. 2025 yılında 33 ülkede en az 280 yardım çalışanı öldürüldü. Bu sayı, 2024'teki 260 ve 2023'teki 180 ölümün oldukça üzerinde. Sudan'da yaşanan iç savaş, Ukrayna'daki savaş ve Myanmar'daki çatışmalar, yardım çalışanlarının en çok hedef alındığı yerler arasında. Özellikle Sudan'da, silahlı grupların yardım depolarını yağmalaması ve personeli kaçırması, insani operasyonları felce uğratıyor.
Sivil Korunmanın Yetersizliği
Raporda, sivillerin ve insani yardım çalışanlarının korunmasına yönelik uluslararası mekanizmaların yetersiz kaldığı vurgulanıyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 2024'te kabul ettiği 2730 sayılı karar bile, tarafları bağlayıcı bir koruma sağlayamadı. Uzmanlar, bu kararın uygulanmaması durumunda 2026'da daha fazla can kaybının yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. “İnsani yardım çalışanları, uluslararası toplumun çatışmalara seyirci kalmasının bedelini canıyla ödüyor” diyen rapor, acil bir küresel inisiyatifin gerekliliğine dikkat çekiyor.
Uluslararası Toplumun Tepkileri ve Çözüm Çağrıları
BM Genel Sekreteri António Guterres, raporun yayımlanmasının ardından yaptığı açıklamada, “2025, insani yardım çalışanları için tam bir karanlık yıl olmuştur. Bu masum insanların ölümü cezasız kalmamalıdır.” ifadelerini kullandı. Guterres, tüm üye devletleri, saldırıları soruşturmaya ve sorumluları yargılamaya çağırdı. ABD, Avrupa Birliği ve Arap ülkeleri de benzer açıklamalarla taraflara uluslararası hukuka saygı çağrısı yaptı. Ancak Fransa'nın başkenti Paris'te toplanan bağışçı konferansında, Gazze için söz verilen yardımların yalnızca %50'sinin iletilebildiği ortaya çıktı.
Sivil Toplum Kuruluşlarının Tepkileri
Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gibi kuruluşlar, BM raporunu kınayarak daha güçlü koruma önlemleri talep etti. MSF yetkilileri, “Hastanelerimiz ve kliniklerimiz bile hedef alınıyor; sağlık personelimiz öldürülüyor. Bu, insanlığa karşı bir suçtur” dedi. ICRC ise, tarafların çatışma kurallarını öğrenmesi ve uygulaması için yoğun bir eğitim programı başlattığını, ancak bunun yetersiz kaldığını kabul etmek zorunda olduklarını ifade etti.
Gelecek: 2026 ve Sonrası İçin Öngörüler
BM raporu, eğer çatışmalar sona ermezse ve uluslararası toplum etkili bir koruma mekanizması kuramazsa, 2026'nın daha da kötü olabileceği uyarısını yapıyor. Özellikle Gazze'deki ateşkes görüşmelerinin başarısız olması, yeni bir insani felaketin habercisi olabilir. Raporda, “Her hafta ortalama 5 yardım çalışanı ölüyor; bu, 20 dakikada bir demektir. Bu tablo, insani diplomasinin iflasını gösteriyor.” ifadesi yer alıyor.
Somut Adımlar ve Umut Işıkları
Bazı olumlu gelişmeler de yaşanmıyor değil. BM, 2026 yılı için Ateşkes ve İnsani Koruma Özel Temsilciliği oluşturulmasını önerdi. Bu birim, çatışma bölgelerindeki yardım çalışanlarının güvenliğini izleyecek ve ihlalleri belgeleyecek. Ayrıca, “İnsani Yardım Çalışanlarını Koruma Fonu” adıyla yeni bir finansman mekanizması kurulması planlanıyor. Ancak bu girişimlerin başarısı, başta Güvenlik Konseyi'nin veto yetkisi olmak üzere büyük güçlerin siyasi iradesine bağlı. Uzmanlar, kapsamlı bir ateşkes sağlanmadığı sürece bu önlemlerin kâğıt üzerinde kalacağını belirtiyor.
Sonuç olarak, BM'nin raporu yalnızca bir istatistik derlemesi değil, aynı zamanda uluslararası toplumun vicdanına yöneltilmiş bir suçlama niteliği taşıyor. 186 insani yardım çalışanının ölümü, Gazze'de insani krizin boyutlarını gösterirken, dünyanın dört bir yanından yükselen “yeter” çığlıklarına rağmen siyasi iradenin hâlâ şekillenmediği anlaşılıyor. 2026'da ne değişecek? Bunun cevabı, tarafların savaşı bırakıp masaya oturmasına ve büyük güçlerin insani hukuku etkin şekilde uygulamasına bağlı. Ancak bugün itibarıyla tablo, insani yardım emekçilerinin dünyanın en tehlikeli işlerinden birini yaptığını ve onları korumak için atılan adımların yetersiz kaldığını net şekilde ortaya koyuyor.
Sorular ve Gelecek Projeksiyonu
Bu rapor, bir kez daha şu soruyu gündeme getiriyor: İnsani yardım çalışanları, savaşların ön saflarında neden en savunmasız hedefler haline geliyor? Uluslararası toplumun bu yöndeki duyarsızlığı, çatışmaların acımasızlığını artırırken, sivillerin korunmasız kalmasına da neden oluyor. Eğer mevcut eğilim devam ederse, 2026 yılında ölen insani yardım çalışanı sayısının 350'yi aşabileceği öngörülüyor. BM'nin raporu, bu konuda harekete geçmek için son çağrı olabilir.
Krizin çözümü için atılması gereken adımlar arasında, taraflara silah bıraktırma baskısı, yardım koridorlarının güvenliğini sağlama ve saldırıları uluslararası suç mahkemesine taşıma gibi mekanizmalar öne çıkıyor. Ancak bu adımların hiçbiri, siyasi çözüm olmadan başarıya ulaşamaz. Gazze'deki insani trajedi, sadece Filistin halkının değil, aynı zamanda orada görev yapan uluslararası yardım ekiplerinin de kaderini belirliyor. Bugün, onların ölümleri üzerinden yürütülen tartışmalar, umarım yarın daha yaşanabilir bir dünya için gerçek bir değişimin başlangıcı olur.