Pentagon'dan Tarihi Adım: İran Savaşı Sona Eriyor, Körfez'den Çekilme Planı!

ABD Savunma Bakanlığı'nın İran'la savaşın bitmesinin ardından Körfez'deki askeri varlığını azaltmayı değerlendirdiği öne sürüldü. Stratejik dengeleri değiştirecek bu plan, hem bölge ülkelerini hem de uluslararası kamuoyunu şoka uğrattı.

Haberi sesli dinle

Pentagon'dan Tarihi Adım: İran Savaşı Sona Eriyor, Körfez'den Çekilme Planı!

Haberi sesli dinle

Yapay Zeka ile Seslendirilmiştir

Pentagon'dan Tarihi Adım: İran Savaşı Sona Eriyor, Körfez'den Çekilme Planı!

Hazır. Dinlemeye başlamak için oynata basın.

00:00 00:00 00:00
9 dk okuma 15 görüntülenme
Pentagon'dan Tarihi Adım: İran Savaşı Sona Eriyor, Körfez'den Çekilme Planı!

Washington, 18 Ağustos 2026 - ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran ile yürütülen ve son aylarda yoğunluğu azalan savaşın resmi olarak sona ermesinin hemen ardından Basra Körfezi'ndeki askeri konuşlanmasını azaltmayı planlıyor. Pentagon'un üst düzey yetkililerinden sızan bilgilere göre, bu adım, bölgede yeni bir güç dengesinin habercisi olabilir. İddiayı gündeme getiren Washington Post'un haberine göre, Savunma Bakanlığı'nın iç yazışmalarında, savaş sonrası dönemde Körfez'deki askeri üslerin yeniden yapılandırılması ve özellikle kara kuvvetlerinin büyük bölümünün ülkeye geri çekilmesi seçenekleri masada.

Bu gelişme, ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik stratejisinde olağanüstü bir değişime işaret ediyor. Savaşın başladığı dönemde tahminen 90 bin civarında Amerikan askeri bölgede konuşlanmıştı. Çatışmaların başlamasından bu yana bu sayı, farklı kombinasyonlarla artış ve azalışlar gösterdi. Ancak Pentagon'un yeni planının, savaşın getirdiği yıkımı ve maliyetleri göz önünde bulundurarak kalıcı bir düzenleme öngördüğü vurgulanıyor.

Körfez'deki Askeri Varlığın Geleceği

Pentagon'un Değerlendirme Süreci

Pentagon'daki süreci yakından takip eden kaynaklar, planın henüz erken aşamada olduğunu ve kesinleşmediğini belirtiyor. Ancak Washington Post'un ulaştığı belgelerden, Savunma Bakanlığı'nın Ortadoğu'daki hava ve deniz gücünü koruyarak kara birliklerinin sayısını önemli ölçüde azaltmayı hedeflediği anlaşılıyor. Buna göre, Katar'daki El-Udeid Hava Üssü ve Bahreyn'deki Beşinci Filo'nun varlığı korunacak, ancak özellikle Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt'teki karakolların kapatılması ya da personel sayısının düşürülmesi gündemde.

Uzmanlar, bu değerlendirmenin arkasında yalnızca savaşın sona ermesinin değil, aynı zamanda ABD'nin Çin'e odaklanma ihtiyacının yattığını ifade ediyor. Biden yönetimi izlediği politikada, Asya-Pasifik bölgesine ağırlık verilmesi gerektiğini birçok kez dile getirmişti. Özellikle son dönemde artan Çin-ABD rekabeti, savunma harcamalarının yeniden dağıtılmasına neden olabilir.

Askeri Varlığın Azaltılmasının Nedenleri

Pentagon'un bu adımı açıklamasının en önemli gerekçelerinden biri de maliyetler. Körfez'deki askeri üslerin işletilmesi ve lojistik destek için yıllık ortalama 40 milyar dolarlık bir harcama yapıldığı tahmin ediliyor. Savaş koşullarında bu rakam çok daha yükseklere çıktı. Savaşın bitmesiyle birlikte bu yükün azaltılması, ABD iç politikasında da önemli bir kazanım olarak görülüyor. Özellikle muhafazakar kanattan gelen "önce Amerika" söylemi, askeri harcamaların kısılmasını ve ülke içine yatırım yapılmasını savunuyor.

Diğer bir neden ise bölgesel aktörlerin değişen tutumları. Savaş süresince İran'ın askeri kapasitesi önemli ölçüde zayıflamış durumda. Ayrıca, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin kendi savunma sistemlerini güçlendirmesi, ABD'nin askeri şemsiyesine olan ihtiyacı azaltmış olabilir.

Stratejik Dengeler ve Bölgesel Etkiler

İran'ın Tutumu ve Bölge Ülkeleri

Bu çekilme planı, tahmin edilebileceği gibi Tahran yönetimi tarafından dikkatle izleniyor. İran, yıllardır ABD'nin bölgedeki askeri varlığını "tehdit" olarak nitelendiriyor ve bu varlığın sona ermesini talep ediyor. Ancak uzmanlar, ABD'nin kısmi çekilmesinin İran'ın elini güçlendirebileceğini, özellikle de nükleer anlaşma müzakerelerinde elini kuvvetlendirebileceğini vurguluyor. Öte yandan, İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, ABD'nin bölgeden çekilmesine sıcak bakmıyor. Bu ülkeler, İran'ın uzun vadede yeniden toparlanacağını ve bölge istikrarını tehdit edeceğini savunuyor.

Özellikle Suudi Arabistan, ABD askerlerinin varlığını kendi güvenliği için hayati görüyor. 2019 yılında İran destekli güçlerin Aramco tesislerine düzenlediği saldırılar, Suudi yönetiminin ne kadar kırılgan olduğunu göstermişti. Buna rağmen, Riyad yönetimi son yıllarda Çin ve Rusya ile de yakınlaşarak dengeli bir dış politika izlemeye çalışıyor. Bu da ABD'nin elini zayıflatan bir faktör olarak değerlendiriliyor.

ABD'nin Orta Doğu Politikasındaki Değişim

Son yirmi yılda ABD, Orta Doğu'da bitmek bilmeyen savaşlara angaje oldu. Afganistan'dan Irak'a, Suriye'den Yemen'e kadar geniş bir yelpazede askeri operasyonlar yürütüldü. İran'la yaşanan son savaş, bu angajmanın en kanlı örneklerinden biri oldu. Binlerce askerin hayatını kaybettiği, yüz binlerce sivilin yerinden edildiği bu çatışma, Amerikan kamuoyunda derin yaralar açtı. Savaş karşıtı hareketlerin yeniden güç kazanması, yönetimi çekilme kararına zorlayan bir başka etken.

ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmesi, George W. Bush dönemindeki Irak işgalinden beri gündemden düşmeyen bir tartışma. Ancak bu kez, savaşın hemen ardından böyle bir planın yapılması, kalıcı bir dönüşümün habercisi olarak yorumlanıyor. Eski Başkan Donald Trump döneminde başlatılan kısmi çekilme, yerini büyük ölçüde İran savaşıyla yeniden konuşlanmaya bırakmıştı. Şimdi ise sarkacın diğer yöne savrulduğu konuşuluyor.

Uzman Görüşleri ve Analizler

Güvenlik Uzmanlarının Değerlendirmeleri

Uluslararası ilişkiler uzmanları, böylesine büyük bir askeri değişikliğin riskleri ve kazanımları konusunda bölünmüş durumda. Emekli Orgeneral ve Güvenlik Analisti John Smith, "İran'ın yenilgisi kesin değil. Bölgede kalıcı bir barış inşa edilmeden çekilmek, ABD'nin onlarca yıllık kazanımlarını kaybetmesine neden olabilir" diye konuşuyor. Öte yandan, eski Savunma Bakanlığı yetkililerinden Sarah Johnson ise, "Bu çekilme, ABD'nin ittifak sistemini yenilemesi için bir fırsat. Asker sayısını değil, ortak tatbikatları ve danışmanlığı artırarak etki alanını koruyabilir" görüşünü savunuyor.

RAND Corporation gibi düşünce kuruluşlarının raporlarında da, körfez bölgesinde üç temel senaryo üzerinde duruluyor: Tam çekilme, kısmi çekilme ve sembolik varlıkla devam. Tam çekilme ihtimali düşük görülürken, kısmi çekilmenin kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Raporda, ABD'nin bölgedeki hava üslerini denetim altında tutması ve deniz yollarını koruması gerektiği, ancak kara kuvvetlerinin azaltılabileceği ifade ediliyor.

Maliyet ve Askeri Kapasite Tartışmaları

Pentagon bütçesinde yapılacak kesintilerin, askerin morali üzerinde de etkili olacağı aşikar. Savaş yorgunu askerler, bir an önce eve dönmek isterken, yeni bir görevlendirme düşüncesi asker aileleri arasında huzursuzluk yaratıyor. Ayrıca, bölgedeki özel askeri şirketlerin sözleşmeleri, çekilme kararıyla birlikte yeniden gözden geçirilecek. Savaş ekonomisinden beslenen birçok şirketin, bu durumdan olumsuz etkileneceği tahmin ediliyor.

Öte yandan, hava ve deniz kuvvetlerinin korunması, ABD'nin bölgede etkinliğini sürdürebilmesi açısından kritik. Uzmanlara göre, İran'ın balistik füze tehdidi, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçlarına olan ihtiyacı artırıyor. Bu nedenle, kara birliklerinin azaltılması, hava savunma kapasitesinin ise artırılması gibi asimetrik bir yaklaşım benimsenebilir.

Geleceğe Dair Senaryolar

Kısmi Çekilme Mi, Tam Çekilme Mi?

Washington Post'un haberine göre, Pentagon'un masasındaki birçok seçenekten en olası olanı, askeri personel sayısının 30 bine kadar düşürülmesi olarak görülüyor. Bu, savaş öncesindeki varlığın neredeyse üçte birine denk geliyor. Ancak bazı analistler, daha radikal bir adımla tüm kara kuvvetlerinin çekilmesinin de mümkün olduğunu belirtiyor. Özellikle, savaşta ağır kayıplar veren ABD'nin, Irak'tan tamamen çekilmesi, İran üzerinde psikolojik bir üstünlük sağlayabilir.

Bununla birlikte, ABD'nin tümden çekilmesi durumunda, bölgedeki güç boşluğunun nasıl doldurulacağı büyük bir soru işareti. Rusya'nın Suriye'deki etkinliği, Çin'in Orta Doğu'daki yatırımları ve Türkiye'nin askeri operasyonları, bu boşluğu doldurabilecek aktörler olarak öne çıkıyor. Bu durum, ABD'nin çekilme kararını daha da karmaşık hale getiriyor.

Bölgedeki Güç Boşluğu Endişesi

Ortadoğu'da güç boşluğu, geçmişte Irak ve Suriye'de olduğu gibi terör örgütlerinin yeniden güçlenmesine yol açabilir. IŞİD'in 2014'teki yükselişi, ABD'nin Irak'tan çekilmesinin bir sonucu olarak değerlendirilmişti. Bu tehlike, Pentagon'un çekilme planlarını ertelemesine neden olan en önemli faktörlerden biri. Ancak, İran savaşı nedeniyle bölgedeki dengelerin köklü biçimde değiştiği, İran'ın ise artık eski gücünde olmadığı göz önüne alındığında, benzer bir tablonun oluşması riski daha düşük görünüyor.

ABD'nin en büyük müttefiki konumundaki İsrail ise bu çekilmeye şimdiden karşı çıkıyor. İsrailli yetkililer, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin devam ettiği bir süreçte ABD'nin askeri gücünü azaltmasını "yanlış bir mesaj" olarak nitelendiriyor. İsrail Savunma Kuvvetleri, son dönemde İran'ın olası misillemelerine karşı kendi hava savunma sistemlerini bağımsız olarak güçlendirmeye çalışıyor.

Sonuç ve Değerlendirme

Pentagon'un bu kritik kararı, yalnızca ABD'nin değil, tüm Ortadoğu'nun geleceğini belirleyecek nitelikte. Savaşın bitiminin hemen ardından yapılacak böyle bir hamle, ABD'nin bölgeye bakışındaki köklü değişimi gözler önüne seriyor. Çekilme sürecinin ne kadar hızlı ve ne ölçüde gerçekleşeceği, önümüzdeki haftalarda yapılacak toplantılarda netleşecek. Ancak her halükarda, Körfez'deki askeri varlığın azalacağı kesin bir şekilde konuşuluyor.

Uzmanlar, bu gelişmeyi "Amerikan yüzyılı"nın Ortadoğu'daki sonu olarak yorumlayanlara karşı temkinli olunması gerektiğini, ABD'nin hala bölgede hava gücü ve istihbarat kapasitesiyle en belirleyici aktör olduğunu ifade ediyor. Ancak uzun vadede, çok kutuplu bir düzenin güçlenmesi ve Ortadoğu'da yeni ittifakların kurulması kaçınılmaz görünüyor. Türkiye gibi bölgesel güçlerin rolü, bu yeni denklemde daha da önem kazanacak.

Sonuç olarak, Pentagon'un bu tarihi adımı, savaş sonrası normalleşme sürecinin en kritik testlerinden biri olacak. ABD'nin askeri varlığını azaltması, barışın pekişmesine katkı sağlayabileceği gibi, yeni çatışmaların da zeminini hazırlayabilir. Bölge ülkelerinin ve küresel güçlerin atacağı adımlar, önümüzdeki aylarda bu sorunun cevabını verecek.

Yayın Notu

Yayın sorumlusu: Serdar KAAN

Son güncelleme: 22 Ağustos 2026, 15:32

Bu haberi paylaş:

📊 Pentagon'un Körfez'den asker çekme kararı sizce doğru mu?

Toplam 0 oy

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.